Öykü nedir, Öykü ne demek

"Öykü" ile ilgili cümle

  • "Çok yazamıyorum ama öyküler içinde yaşıyorum." - N. Meriç

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Çoğu kez dua ile başlayan meddah ya da âşık öyküsü.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Henüz oyunluk biçiminde işlenmemiş bir film konusuna verilen yazınsal biçim.

Bir film tamamlandıktan sonra, bu filmin konusundan çıkarılan ve çeşitli amaçlarla kullanılan yazınsal biçimi.

Öykü isminin anlamı, Öykü ne demek:

Kız ismi olarak; Ayrıntılarıyla anlatılan olay. Hikâye

Bilimsel terim anlamı:

Oluştukları yerlerle çağları belirli, gerçek ya da dinleyenlerin anlayışına uygun gerçekdışı tansıksal olayları konu alan halk anlatımlarının tümü. bk. duygusal masal, öykücük, alışılmış masal, öykünce, yiğitlik masalı, zıt anlamlısı öykülü saga, gerçekçi masal.

Tasarlamaya ya da gözleme dayanan bir olayı anlatarak okuyucuda ilgi ve beğeni uyandıran ve çoğu kez ancak birkaç sayfa tutan yazın türü. (Buna kısa ya da küçük öykü de denir.)

İngilizce'de Öykü ne demek? Öykü ingilizcesi nedir?:

novel, story, film story, screen story

Fransızca'da Öykü ne demek?:

imitation

Osmanlıca Öykü ne demek? Öykü Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

hikâye

Öykü hakkında bilgiler

Öykü ya da hikâye, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa, düzyazı şeklindeki anlatıdır. Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.

Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir. Genellikle ironik bir rastlantı yoluyla oluşturulan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir.

Eski Yunan’daki fabl ve kısa romanslar, Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak 19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının psikolojik travma psikolojik ve metafizik sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar.

Rusya’da Gogol, Dostoyevski, Turgenyev ve Çehov’un öyküleri, öykü türünün edebi eserler arasında sağlam bir yere oturmasına büyük katkı sağlamıştır. Bilinen ilk öykü örneği ise İtalyan yazar Giovanni Boccaccio'nun Decameron adlı eseridir. Eser temel olarak 1348 yılında İtalya da ortaya çıkan bir veba salgınını konu alır.10 gün boyunca anlatılan 100 öyküden oluşur. Mutluluklar, kadın erkek ilişkileri, gönül yaraları, yerinde verilen yanıtlar, çıkar peşinde koşan din adamları öykülerin başlıca konularını oluşturur.

Öykü ile ilgili Cümleler

  • Ali öyküsüne devam etti.
  • Sana öykü anlatmak istiyorum.
  • Sana anlatacağımız uzun bir öykü var.
  • Kısa öykülerden oluşan iki tane koleksiyon yayınladı.
  • Onun yakın zamanda yayımlanan öykü koleksiyonu Esperanto'da post modern eserlerin meraklılarını heyecanlandırıyor.
  • O iki tane kısa öykü derlemesi yayınladı.
  • Öyküleri saatlerce bizi eğlendirdi.
  • Her öykünün bir de diğer yüzü vardır.
 

Öykü kısaca anlamı, tanımı:

Anlatı : Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Uzun öykü : Uzun hikâye.

Hayat öyküsü : Öz geçmiş.

Yaşam öyküsü : Öz geçmiş.

Öykücü : Hikâyeci.

Öykücülük : Hikâyecilik.

Öyküleme : Tahkiye.

Öykülemek : Tahkiye etmek.

Öyküleştirmek : Öykü durumuna getirmek.

Öykünce : Fabl.

Öykünme : Öykünmek işi, taklit.

Öykünmeci : Öykünen, benzemeye çalışan, taklitçi kimse.

Öykünmecilik : Öykünmeci olma durumu.

Öykünmek : Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak, taklit etmek.

Öz yaşam öyküsü : Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı yazı veya eser, hayat hikâyesi, otobiyografi.

Yaşam öyküsel : Öz geçmişle ilgili.

Ayrıntı : Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya. Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat.

Gerçek : Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yapay olmayan. Yalan olmayan.

Yakın : Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Uzak olmadan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Uzak olmayan yer. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Benzeyen, andıran, yaklaşan.

Aktar : Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

Düzyazı : Şiir olmayan söz ve yazı, nesir, mensur, inşa.

Yalın : Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı). Çıplak, kınından çıkmış. Alev.

Örgü : Örülerek yapılan, örme. Yapı. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Örülmüş saç bölüğü, belik. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Örme işi veya biçimi. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.

Öykü bütünleme : Bireye, ilgisini bir konuda odaklaştırmaya yeterli, ancak bir sonuca bağlanmamış bir öykü parçacığı ya da bir olaylar dizisini sunarak bütünlemesini isteyen çıkarımcı yordam.

Öykü yöntemi : Deneğin, yaşamıyle ilgili gerçekleri ve olayları, araya kimse girmeden ya da başka bir etki yapmadan, özgürce anlatmasını öngören yöntem.

Öykücük : Eğitimsel ve öğretimsel amaçlarla, ilginç tarihsel kişi, olay ve çağlardan söz eden küçük öykü türü. bk. öykünce, örnek, öykü, gerçekçi masal, saga.

Öykülem : Kral ve prenseslerden çok az söz edilen, gerçeğe yakın olayların oluştuğu öykü türü. bk. öykü. krş. öykülü serüven, gerçekçi masal, dev masalı.

Öyküleştirme : Öyküleştirmek işi.

Öykületme ölçeri : Deneğe, bir sahne ve burada oynatacağı karton adamlar seçtirdikten sonra, oyunu anlatmasını istemekten oluşan yansıtıcı bir ölçer.

Öyküleyici : Öykülemeyi yapan kimse.

Öykülü film : Gerçek yaşamdan alınma ya da oyunluk yazarının düşgücüyle yarattığı bir konuyu öykü biçiminde sunan film.

Öykülü halk oyunu : Bir olayı anlatmak amacıyla oynanan halk oyunu. bk. halk oyunu.

Öykülü kısa film : Öykülü film özelliği taşımakla birlikte uzunluğu olağandan az olan film.

Diğer dillerde Öykü anlamı nedir?

İngilizce'de Öykü ne demek? : n. story, tale, narrative, recital

Fransızca'da Öykü : histoire [la], narration [la], conte [la], nouvelle [la], récit [le]

Almanca'da Öykü : Erzählung, Geschichte, Novelle

Rusça'da Öykü : n. рассказ (M), новелла (F), повесть (F)