Öyle denmez nedir, Öyle denmez ne demek

Öyle denmez; Gösteri alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Hacivat ile Karagöz arasında geçen atışmalı söyleşme. Hacivat, Karagöz'ün söylediklerini öyle denmez diyerek düzeltmek ister, ama Karagöz bunlara da bir söz uydurur.

Öyle denmez anlamı, tanımı

Denme : Denmek işi

Öyle : Onun gibi olan, ona benzer. O yolda, o biçimde, o tarzda. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. (ö'yle) O denli, o kadar, o derece.

Düzeltmek : Düzgün duruma getirmek. Bozukluğunu gidermek, onarmak. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek.

Söyleşme : Söyleşmek işi.

Düzeltme : Düzeltmek işi, tashih. Düzelti. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.

Hacivat : Karagöz oyununda kendini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma vb. özentileri olan kimse.

Karagöz : İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

 

Bunlar : Bu zamirinin çokluk biçimi.

Atışma : Atışmak işi. Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme.

İster : Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.

Düzel : Eline ayağına düzgün kimse.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Bunla : Bunlar.

Haci : Hacı.

Uydu : Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk. İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse). Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genel olarak kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Düze : Doz.

Diğer dillerde Öyküsel tür anlamı nedir?

Fransızca'da Öyküsel tür nedir ? : genre romanesque