Ünlü düzleşmesi nedir, Ünlü düzleşmesi ne demek

Teknik terim anlamı:

Çeşitli fonetik etkenlerle ve genellikle dilimize geçmiş yabancı sözlerde, ilk hecedeki yuvarlak sıradan bir ünlünün düz sıraya geçmesi olayı: pondiko > funduk > fındık, fustuk > fıstık, furnis > fırun > fırın, fursat > fırsat, vutsi > fuXci > fıçı, fortuna > furtuna > fırtına, süvari > sivari, münasip > minasip, yumurtga > yumurta > yımırta, muhtar > mıVdar, müddet > middet, zülf > zülüf > zilif, bülbül > bilbil, şüphe > şiphe, süpürge > sibirge ve benzerleri Bu olayda ikinci hecede görülen düzleşmeler, birinci hecedeki düzleşmelerin devamı niteliğindeki değişmelerdir.

Ünlü düzleşmesi anlamı, tanımı

Düzleşme : Düzleşmek durumu. Yuvarlak ünlülerin şeşitli sebeplerle düz ünlülere dönmesi

Ünlü : Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Yuvarlak sıra : Türkçe sözlerde, küçük ünlü uyumu kuralınca, heceleri yuvarlak ünlülerle oluşturulan ünlü sırası: buldum, görürsün, olumlu, ölümsüz, sorumluluk, yorulup ve benzerleri Karşıtı düz sıradır.

Düz sıra : Her zaman kullanılan cümle tiplerindeki kelime sıralama şekli. Buna OLAĞAN SIRA (O. habituel) veya KULLANILAGELEN SIRA (O. usuel) de denir. Türkçe sözlerde, heceleri düz ünlülerin oluşturması ile kurulan ünlü sırası: ağaç, yaprak, çiçek, kesinti, okuyacağım, biriktirdiler ve benzerleri Karşıtı yuvarlak sıra’dır.

 

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Sıradan : Bayağı.

Fonetik : Ses bilgisi. Sesçil.

Fırtına : Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.

Süpürge : Süpürme işinde kullanılan araç. Elektrikli süpürge.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Minasip : Münasip, uygun. Münasip.

Yımırta : Yumurta.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Furtuna : Fırtına.

Münasip : Uygun, yerinde. Beğenilen, hoşa giden.

Değişme : Değişmek işi. Değişim.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

 

Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

Muhtar : Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.

Diğer dillerde Ünlü değişimi anlamı nedir?

İngilizce'de Ünlü değişimi ne demek ? : vocalic alternation, vowel gradation mutation