Imburse türkçesi Imburse nedir

Imburse ile ilgili cümleler

English: She hasn't reimbursed me yet.
Turkish: O bana hala geri ödeme yapmadı.

English: How do I get reimbursed?
Turkish: Nasıl geri öderim?

Imburse ingilizcede ne demek, Imburse nerede nasıl kullanılır?

Imbursement : Tediye. Ödeme.

Reimburse : Geri ödemek. Telafi etmek. Mal etmek. Bedelini ödemek. Parasını geri vermek. Masraflarını karşılamak. Tazminat vermek. Tazmin etmek. (parasını) geri vermek. Zararını karşılamak.

Reimbursed : Geri ödemek. Zararını karşılamak. Masraflarını karşılamak. Geri ödenmiş. Tazminat vermek.

Reimbursement : İtfa. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Geri ödeme. Gönderilen nesnenin parası ödenilerek ilgili yerden alınabilmesi. Rambursman. Ödemeli gönderme. Ödeme. Masrafını ödeme. Ödeme (masrafları karşılayan). Para (masrafları karşılayan).

Reimbursements : Geri verme. Rambursman. Geri ödeme. Masrafını ödeme. Harcamalarını karşılama.

Imbue with : -le doldurulmuş. -ye doymuş. -le dolmuş. Aşılamak (fikir). -le doyurulmuş. -le emdirilmiş.

Limburger : Güçlü bir tat ve kokuya sahip yumuşak beyaz peynir.

Reimbursable : Geri ödenebilir.

Imbued : Kafasına sokmak. Telkin etmek. Aşılamak. Dolduruşa getirmek.

Reimbursing : Zararını karşılamak. Geri ödemek. Masraflarını karşılamak. Tazminat vermek.

 

İngilizce Imburse Türkçe anlamı, Imburse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imburse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Motive : Devindirici. Dürtü. Etkilemek. Motif. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yönlendirmek. Kaynağı, dürtüde olduğu gibi duygu olmayıp us olan neden. Saik. Sebep. Hareket ettirici.

Wanderlust : Gezip dolaşma arzusu. Seyahat tutkusu. Yolculuk tutkusu. Şiddetli araştırma ve gezme arzusu. Yerinde duramama.

Pay into : Yatırmak.

Thanatos : Tanatos. Ölümün kişileştirilmesi (yunan mitolojisi).

Lodge : Yerleştirmek. Konaklamak. Kısa süreli kirada oturmak. Arzetmek. Saplanmak. Sunmak. Saplamak. Kulübe. Takılmak.

Caprice : Kapriçyo (müzik terimi). Kapris. Geçici heves. Değişken istek. Kapriçyo. Şımarıklık. Kaprislilik.

Deposit money : Mevduat. Mevduat parası. Bankacılık kesiminin, üzerine çek yazılabilen veya virman emri ile kullanılan vadesiz mevduatla, geri dönüş oranı ve karşılık oranına bağlı olarak kağıt üzerinde yarattığı para. Kaydi para. Saymaca para.

Placing : Yerine koyma. Tahsisli satış. Yerleştirme. Yazdırmak (tel.). Plasman. Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması. Yerini belirlemek. Avlama. Oturtmak.

Desire : Dilek. İstemek. İmrenmek. Rica etmek. İstek duymak. Dilemek. Emel. Özlemek. Heveslenmek.

Placed : Yatırım yapmak. Koymak. Yerini belirlemek. Vermek (sipariş). Yerleştirilmiş. Yerleştirmek. Oturtmak. Ismarlamak. Görevlendirmek.

 

Imburse synonyms : itchy feet, adience, abience, invests, put into, wager, death instinct, pay in, motivation, whim, need, deposit, lodges, credit, invest, deposited, death wish, lodged, urge, bank, invest money.

Imburse zıt anlamlı kelimeler, Imburse kelime anlamı

Imburse antonyms : abience, adience.

Imburse ingilizce tanımı, definition of Imburse

Imburse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To supply or stock with money.