Impositions türkçesi Impositions nedir

Impositions ingilizcede ne demek, Impositions nerede nasıl kullanılır?

Superimpositions : Üst üste çekim. Sürempresyon. Bindirme. Süperpoze olma.

Imposition of duties : Yükümlülük.

Imposition of taxes : Vergi yüklenmesi. Vergi uygulanması. Vergi koyma. Bir verginin ödenmesinin gerektirilmesi.

Period of imposition : Vergilendirmede temel olarak alınan süre. Vergilendirme dönemi.

Imposition : Verginin belirtilmesi yasalarında gösterilen dayanaklar ve oranlar üzerinden vergi örgütünce sayışımlanarak bu alacağın niceliği bakımından belirli bir duruma getirilmesi işlemi. Usandırma. Bir görüş ya da düşünceyi benimsetmeye çalışma; bir nesneye yargı ya da değer yükleme. Yükleme. Vergi. Vergiyi gerçekleştirme. Külfet. Haksız talep. Aldatma.

Superimposition of sound : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir sesin yanı sıra bir başka sesin belirmesi. Ses bindirmesi.

Superimposition : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çakıştırma. Bindirme. Süperpoze olma. Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması; bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar. tv. aynı sonucun, ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması. Sürempresyon. Özellikle çevrebilim araştırmalarında, bir alanın değişik bakımlardan taşıdığı ayrıtlar arasındaki ilişkileri görsel olarak saptamak amacıyla, bu ayrıtları gösteren çizin ya da tasarları üst üste yerleştirerek karşılaştırma yordamı. Üst üste çekim.

 

İngilizce Impositions Türkçe anlamı, Impositions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Impositions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deceit : Üçkağıt. Namussuzluk. Dolandırıcılık. Hilekarlık. Kazık. Yamuk. Dalavere. Yalancılık. Hile.

Cozenage : Dolandırıcılık. Sahtekarlık. Hile.

Conclusion : Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar. Nihayet. Sonuç. Yargı. Hüküm. Bitim. Son. Varılan sonuç. Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç.

Taxation : Vergiyi gerçekleştirme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Mahkeme masrafı. Kamu giderlerini karşılamak amacıyla devletin veya devletin yetkilendirdiği diğer kamu tüzel kişilerinin, hukuki zorunluluk altında, yasayla belirtilen kurallara göre ve karşılıksız olarak gerçek ve tüzel kişilerin gelir ve malları üzerinden nakdi ya da ayni olarak aldıkları pay. Vergicilik. Vergi miktarı. Vergi sistemi. Vergi koyma. Genel temeller, vergiyi gerçekleştirme yöntemi, yazılım yöntemi, değerlendirme kurulları, bildirme, vergi alacağının kaldırılması, yoklama ve inceleme gibi işlemlerin tümü. Vergi tahsilatı.

 

Abuse : Yanlış işlem. içgüdüsünü kötüye kullanma. Fesat. Yolsuzluk. Suiistimal etmek. Yolsuz kullanış. Sövüp sayma. Suistimal etmek. Kötüye kullanma. Küfretmek.

Inconveniency : Zahmet. Sıkıntı. Sakınca. Rahatsızlık. Uygun olmama.

Adulterations : Tağşiş. Kandırma. Seyreltme. Katıştırma. Hile katma. Dürüstlük ilkelerine aykırı olarak bir malın içine konulan değersiz başka bir madde ile tüketiciyi aldatma. Malın niteliğini sorma. Karıştırma. Hile.

Dowered : Yetenek vermek. Çeyiz. Drahoma vermek. Çeyiz vermek. Drahoma. İstidat. Dul kadına kocasının mülkünden düşen pay. Yetenek. Başlık.

Handlings : Bir işi idare etme. Dokunma. Göz kamaştıktan sonraki görüntü. Elle kullanma. Elleme. Elle dokunma. İşleme tarzı. Dağıtım. Yol tutuş.

Impositions synonyms : trade protection, reimposition, gabelle, apodosis, dower, regimentation, duties, forfeit, chicaneries, molestation, harassment, lading, assessments, driving, disturbing, apanage, setting, cheat, cesses, dowers, deceits, infliction, burthen, indoctrination, ascription, embarkment, beguilements, chicanery, access, chastening, chastisement, discommodity, cathexis.