Incept türkçesi Incept nedir

  • Ağız yoluyla almak.
  • Vücuda alma.
  • İçine çekme.
  • Ağızdan almak.
  • Başlamak.
  • Ağız yoluyla alma.
  • Master veya doktora yapmak.

Incept ile ilgili cümleler

English: Tatoeba's popularity has been growing exponentially since the day of its inception.
Turkish: Tatoebanın popülaritesi kurulduğu günden beri katlanarak artmaktadır.

Incept ingilizcede ne demek, Incept nerede nasıl kullanılır?

Incepting : Master veya doktora yapmak. Ağız yoluyla alma. Vücuda alma. Ağızdan almak. İçine çekme. Başlamak. Ağız yoluyla almak.

Inception : Fikir aşılama. Başlama. Başlangıç.

Inceptions : Fikir aşılama. Başlama. Başlangıç.

Inceptive : Bağlayan. Baştaki. Başlama. Birinci. Başlayan.

Inceptor : (en temelden) başlayan.

Incendiary : Yangın çıkaran. Karışıklık çıkaran. Yangın çıkaran kimse. Fesatçı. Kasten yangın çıkaran. Kundakçı. Yakıcı malzeme bileşeni. Tahrik edici. Yangına neden olan. Yangın çıkartan.

Incense : Tütsü yakmak. Öfkelendirmek. Buhur. Pohpohlama. Pohpohlamak. Tütsü kokusu. Kızdırmak. Alevlendirmek. Hiddetlendirmek. Yağlama.

Incendiarism : Kızıştırma. Kundakçılık. Kışkırtıcılık.

Editio princeps : (latince) ilk baskı.

Incepts : Ağızdan almak. Ağız yoluyla alma. Master veya doktora yapmak. İçine çekme. Ağız yoluyla almak. Başlamak. Vücuda alma.

 

İngilizce Incept Türkçe anlamı, Incept eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incept ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Honour : İtibar etmek. …e şeref vermek. Saygı göstermek. Onurlandırmak. Toplumun saygıya değer saydığı şeyleri korumayı, beslemeyi ve geliştirmeyi gerektiren, doğru ve aktöreli olmayı zorunlu kılan tarihsel nitelikli bir aktöre ulamı. Kabul etmek (çek). Onur. Saymak. Şeref vermek.

Intussusception : Yeni maddeyi eskiler arasına yerleştirme (botanik terimi). Emilim. Besinin dokuya karışması. İntususepsiyon. Sığsama. Bir parçanın başka bir parça içine kayması (tıp veya medikal terimi). Bağırsakların iç içe geçmesi. Yabancı maddeyi içine alma (fizyoloji). Emilme.

Take up : Alıcı, gösterici, basım aygıtı vb. aygıtlarda, filmin pencere önünden geçtikten sonra sarıldığı makara. Karışmak. Girişmek. Yürütmek. Kısaltmak (elbise). Meşgul olmak. Alıcı makara. Kaldırmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Spor aktivitesine başlamak.

Whole : Tüm. Tek parça. Bitev. Öz. Sağlıklı. Toplam. İyi. Yarasız beresiz. Sağlığı yerinde. Sağlam.

Absorptions : Dalma. Kendine katma. Öğrenme. Emilme. Alma (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Emme. Karşılama (masrafı). Soğrulma. Kendini verme.

Take over : Üzerine almak. Devralmak (nöbeti). Üstlenmek. Yönetimi üstlenmek. Devralmak. Yerine geçmek (başkasının veya başka bir şeyin). Ön plana çıkmak. Yönetimini almak. Yönetimi almak. Yönetimi ele almak.

Natural law : Doğal hukuk. Mantığa doğaya veya dine dayalı olan ilkeler. Tabii hukuk. Doğa kanunu. Doğa yasası. Doğal yasa.

 

Hypothesis : Varsayım. Önsav. Denence. Kuramsal. Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara ilişkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul. Hipotez. Araştırmanın başlangıcında henüz doğruluğu veya yanlışlığı kestirilemeyen bir öneri veya ön beklenti. Önerme. Kaziye. Gözlemlenen olaylar ya da olay kümeleri arasında olası görülen, ama daha tanıtlanmamış olan ilişkileri dile getiren önerme.

Rule : Sözü geçmek. Emretmek. Tüzük. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Hükümet etmek. Yönetmek. Hükümdarlık etmek. Dizginlemek. Egemen olmak. Düzçizer.

Take : Kabul etme (vücut). Yazmak. Alıntı. Etkili olmak. (fotoğraf) çekmek. Ele almak. Avalanan hayvan miktarı. Alınan taş. Reaksiyon. Tutuş.

Incept synonyms : linguistic rule, lexicalized concept, conceptuality, inhalation, commence, dimension, cut along, began, possibility, soaking up, auspicate, take on, law, section, division, abstract, ahead, incepts, notion, theory, fact, sorption, come into, welcome, thought, construct, law of nature, idea, part, enter into, honor, adsorptiveness, quantity.

Incept zıt anlamlı kelimeler, Incept kelime anlamı

Misconception : Yanlış kanı. Kavram hatası. Yanlış kavrama. Yanlış yorum. Kavram yanılgısı. Yanlış kavram. Yanlış fikir. Yanlış anlama.

Refuse : Döküntü. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Kaçınmak. Karşı koymak. İzin vermemek. Reddetmek. Çöp. Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Kabul etmemek. Atık.

Dishonor : Şeref ve haysiyetini kırmak. Kepaze etmek. Sözünü tutmamak. İki paralık etmek. Namusunu kirletmek. Lekelemek. Onursuzluk etmek. Rezil etmek. Namusuna dokunmak. Şerefini sarsmak.