Instate türkçesi Instate nedir
- Vermek.
- Bağışlamak.
- Yatırmak.
- İşe yerleştirmek.
- İşe sokmak.
Instate ile ilgili cümleler
English: Am I reinstated?
Turkish: Eski görevime veriliyor muyum?
Instate ingilizcede ne demek, Instate nerede nasıl kullanılır?
Instated : Yatırmak. İşe sokmak. Bağışlamak. Vermek.
Instatement : Bir görevde bulunma. Atanma. Atama. Bir göreve atama. Bir pozisyona getirilme.
Instates : Yatırmak. Bağışlamak. İşe sokmak. Vermek.
Reinstate : Yeniden getirmek. İade etmek. Eski mevkiini geri vermek. Haklarını iade etmek. Eski durumuna koymak. Yeniden kurmak. Eski durumuna getirmek. Görevine geri vermek. Eski görevine vermek. Eski görevine getirmek.
Reinstated : Eski görevine vermek. Görevine geri vermek. Eski durumuna getirmek. Haklarını iade etmek. Yeniden kurmak.
Reinstates : Haklarını geri vermek. Eski durumuna getirmek. Eski görevine getirmek. Eski durumuna koymak. Yeniden kurmak. Haklarını iade etmek. Eski mevkiini geri vermek. Geri getirmek. Eski görevine vermek. İade etmek.
Reinstating : Eski görevine vermek. Yeniden kurmak. Eski durumuna getirmek. Haklarını iade etmek. Görevine geri vermek.
Reinstatements : Eski durumuna getirme. Yeniden kurma. Eski görevine verme. Eski statüsünü iade etme. Hakların teslimi. Eski mevkiine yerleştirme. Haklarını geri verme. Tekrar yürürlüğe koyma. Hakların iadesi. Eski hale getirme.
Instating : Yatırmak. İşe sokmak. Vermek. Bağışlamak.
Instal : Monte etmek. Atamak. Yerleştirmek. Kurmak.
İngilizce Instate Türkçe anlamı, Instate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Instate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Imbarked : Binmek. Kalkışmak. Uçağa bindirmek. Uçağa yüklemek. Yüklenmek. Yüklemek. Yük almak. Yatırım yapmak. Gemiye bindirmek.
Represent : Sahneye koymak. Vekalet etmek. -i oynamak. Gösterimlemek. Temsil etmek. Açıklamak. Belirtmek. Canlandırmak. Sonucu olmak. Adına davranma.
Fund : Para. Kaynak. Para kaynağı. Yatırım yapmak. Para sağlamak. Belirli bir alandaki etkinliğin gerçekleştirilmesi için ayrılmış para ya da aynı işlevi gören varlıkların tümü. gerçek veya tüzel kişiler adına finansal kurum tarafından işletilen kaynak. Ödenek. Para sağlamak (bir iş veya kimse için). Sermayeye çevirmek.
Second : Saniye. Üç savutta da gövdenin aşağı-dışarı kesimini (doğrultusunu) korumak için uygulanan çelgi. (namlu ucu biraz yere eğik, savut tutan el göğüsten az aşağıda ve dışta, tırnaklar yere dönüktür. kesici kılıçla uygulamada namlunun kesici yüzü dışa doğrudur.). Yardım etmek. Düelloda şahit. Destek vermek. Bir dakikalık sürenin altmışta biri. Göreve getirmek (brit. ask.). İkinci çelgi. Desteklemek.
Tell : Bildirmek. Açığa çıkarmak. Tahmin etmek. Demek. Göze çarpmak. Tembihlemek. Haber vermek. Belli etmek. Anlatmak. Nakletmek.
Verbalize : Sözle anlatmak. Sözlü ifade edilmek. Dile getirmek. İfade etmek. Söze dökmek. Sözcüklere dökmek. Sözle ifade etmek. Açıklamak. Sözcüklerle ifade etmek. Fiile çevirmek.
Explain : Hesap vermek. Anlatmak. İzahat vermek. İzah etmek. Açıklamada bulunmak. İzahatta bulunmak. Açıklamak. Aydınlatmak. Açıklama yapmak.
Add : Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Aşınma payına bağlı yeni bir varlık biriminin, işletme varlığına eklenmesi, ya da varlık içindeki bir birimin yeniden yapım özelliğiyle genişletilmesi. Artırmak. Neticelenmek. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Bindir. Uzatmak. Toplamak. Ekleme. Toplamını almak.
Embark : Uçağa yüklemek. Yolcu almak. Girişmek. Yüklenmek. Uçağa binmek. Kalkışmak. Uçağa bindirmek. Atılmak. Yüklemek.
Sum up : Hulasa etmek. Anlamak. Değerlendirmek. Toplamak. Bilgi toplamak. Toparlamak. Özetlemek. Hüküm vermek. Kavramak. Özet çıkarmak.
Instate synonyms : new york minute, give tongue to, summarise, respond, verbalise, flash, condone, embarked, absolves, ascribe, summarize, allowing, jiffy, allows, premise, split second, give, bestowing, remark, absolving, lay out, express, vocalize, misstate, wink, embarking, afforded, bestow, bed, administers, contribute, reply, conceded.
Instate zıt anlamlı kelimeler, Instate kelime anlamı
Unemployment : Coğrafya, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Cari ücret düzeyinde emek sunumunun emek istemini aşması durumu. Bir ülkede, bölgede ya da anakentte, çalışma çağındaki insanların bir bölümünün, istençleri dışında, çalışmalıklı bir işten yoksun bulunmaları durumu. İşçisizlik. Bir toplumda, bir toplumsal kümede çalışma çağındaki nüfusun bir bölümünün istençleri dışında ücretli işten yoksun bulunması durumu. Aylaklık. Kişinin herhangi bir nedenle işini yitirmesi ve bir yenisini bulma çabası içine düşmesi durumu. İşsizlik.
Being : Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. Mahluk. Yaratık. Vücut. Yaşam. Varlık. İnsan. Yapı. Varoluş.
Motionlessness : Hareketsizlik.
Instate antonyms : activeness, homozygosity, immaturity, employment, nonexistence, union, imperfection, nonbeing, inaction, unskillfulness, inactiveness, heterozygosity, perfection, separation, dystopia, inactivity, motion, maturity, utopia, activity, action, disorder, order, sane, reasonable, rational.
Instate ingilizce tanımı, definition of Instate
Instate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To install. To invest. As, to instate a person in greatness or in favor. To set, place, or establish, as in a rank, office, or condition.

Bu kısımda Instate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Instate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Instate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Instate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.