Interrupting türkçesi Interrupting nedir

  • Söze karışma.
  • Ara vermek.
  • Kesmek.
  • Sekte vurmak.
  • Sözünü kesmek.
  • Söze karışmak.
  • Sözünü kesme.
  • Kapatmak (görüntü).
  • Sekte vurma.
  • Yarıda kesmek.

Interrupting ile ilgili cümleler

English: Ali kept interrupting me.
Turkish: Ali sözümü kesmeye devam etti.

English: Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Turkish: Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.

English: Am I interrupting something important?
Turkish: Önemli bir şeyi yarıda kesiyor muyum?

English: Am I interrupting something?
Turkish: Bir şey kesiyor muyum?

English: Am I interrupting anything?
Turkish: Bölmüyorum ya?

Interrupting ingilizcede ne demek, Interrupting nerede nasıl kullanılır?

Interruption : Durgu. Kesiklik. Kesinti. Fasıla. Sekte. Durdurma. Ara. Yarıda kesme. Kesilme.

Interruptions : Fasıla. Kesiklik. Sekte. Ara. Kesinti. Sözünü kesme. Durdurma.

Interruptive : Bölen. Rahatsız edici. Kesen. Durduran. Rahatsız eden. Kesici. Birbirinden ayıran. Araya giren.

Electrical power interruption : Elektrik gücü kesintisi. Elektrik kesintisi. Elektrik gücünün geçici olarak kesilmesi.

Machine check interruption : Makine denetim kesmesi.

Interrupt mask : Kesilme maskesi. İşkesme maskesi.

Interrupt dispatcher : Kesme dağıtıcısı. Kesme işlemci zamanlaması.

 

Machine interruption : Makine kesilmesi.

Interrupt level : Kesme düzeyi.

Interrupt handler : Kesilme işleyici. Kesilme kotarıcı. Kesme işleyici. İşkesme kotarıcısı. Kesinti işleyici program.

İngilizce Interrupting Türkçe anlamı, Interrupting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interrupting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Insert : Arasına sokmak. Girmek bilgisayar. (disket) takmak. Vermek (ilan). Araya eklemek. Girmek (bilişim veya bilgisayar terimi). Bir televizyon izlencesinde, özellikle haberlerde kullanılmak üzere önceden hazırlanan ve canlı yayında izlencenin gerekli yerinde gösterilen film. Ara filmi. İçine sokmak. Girmek.

Broke in : Lafa karışmak. Terbiye etmek. Zorla girmek. Alıştırmak.

Impeding : Engellemek. Sürüncemede bırakmak. Geciktirmek.

Gap : Fark. İki üşek arasında bir kıvılcım ya da yay atlamasının oluşabileceği uzaklık. bir mıknatıssal çevrimin iki parçasını ayıran hava aralığı. belirli iki değer arasındaki bölge. Bilgisayar, coğrafya, fizik, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Uçurum. Açık yer. Geçit. Yarmak. Ara. Boşluk. Kırığın çeperleri arasındaki ayrılık.

Adjourns : Geciktirmek. Sonraya bırakmak. Son vermek (oturum vs). Oturuma son vermek. Ertelemek. Geçmek (bir yere). Tehir etmek. Bitmek. Dağılmak. Sona ermek (toplantı veya oturum).

Discontinues : Kullanımdan kalkmak. Durdurmak. Sona ermek. Durmak. Vazgeçmek. Arkası kesilmek. Bitmek. Son vermek. Devam etmemek.

Abruption : Ayrılma. Ani kopma veya durma meydana gelmesi. Abrupsiyon. Aniden kırılma.

 

Intermitting : Kesilmek. Durmak. Durdurmak. Tatil olmak.

Abatement : Azaltılma. Azalış. Azaltma. İptal (hukuk terimi). İndirilme. İndirme. Fütur. Zayiat. Hafifletme. Yürürlükten kaldırma.

Break : İflas etmek. Kesme. Parçalamak. Uymamak. İhlal etmek. Şafak vakti. Değişiklik. Sona ermek. Dinlenme. Kırmak.

Interrupting synonyms : occurrent, heckled, cut in, reprieve, heckling, interjection, natural event, interrupts, breaks, sail in, block, impede, abandons, discontinued, holdup, punctuates, chime in, blow the whistle on, assuage, amputate, interposition, cut in on, happening, barracking, interpolation, impeded, impedes, interruption, barge in, disruption, interruptions, eclipse, barged.