Irons türkçesi Irons nedir

Irons ile ilgili cümleler

English: Electric irons are heated by electricity.
Turkish: Elektrikli ütüler elektrikle ısıtılır.

English: Always use distilled water in steam irons because using ordinary water will cause a mineral build-up over time that will clog the steam holes.
Turkish: Normal su kullanmak zamanla buhar deliklerini tıkayacak mineral birikmesine sebep olacağı için buharlı ütülerde her zaman damıtılmış su kullan.

English: This cloth irons well.
Turkish: Bu kumaş iyi ütülenir.

Irons ingilizcede ne demek, Irons nerede nasıl kullanılır?

Have many irons in the fire : Değişik alanlarda aynı anda değişik işler yapmak. Aynı anda bir sürü değişik işle uğraşmak. Kırk tarakta bezi olmak. Aynı anda bir sürü planı olmak.

Barking irons : Bir çift tabanca. Soyma aracı. Ağaç kabuklarını soymak için kullanılan araç. (argo terim) tabanca çifti.

Climbing irons : Tırmanma demiri. Krampon. Ayakda mahmuzlu kanca.

Curling irons : Saç maşası.

Fire irons : Set of utensils used for handling and tending a fire in a fireplace (set includes tongs, shovel, poker and brush).

In irons : Zincire vurulmuş. Eli kelepçeli.

Ironsmith master : Demirci ustası. Tiyatronun demir işlerinin yapılmasını düzenleyen ve denetleyen nitelikli işçi.

 

Ironsmith : Demirci. Soğukdemirci. Soğuk demirci. Demir doğramacı.

Ironside : Cesur kimse. Çok büyük dayanma gücü olan kimse. Çok güçlü kimse.

Ironsides : Yiğit kimse. Cesur ve acımasız asker.

İngilizce Irons Türkçe anlamı, Irons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Irons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chain : Zincirlemek. Kayıt altına almak. Zincir takmak. Kümeölçüm çözümlemesinde küme üyeleri arasında beliren tek uçlu çekim bağı. Sınırlama. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Ölçme zinciri. Ölçme zinciri ile ölçmek. Silsile (dağ).

Trammel : Bukağı. Elipsograf. Bir tür balık ağı. Avlamak. Tuzağa düşürmek. Gereç. Ayak bağı. Kollu pergel. Engellemek. Engel.

Catena : Zincirleme seri. Dizi. Sıra.

Catenas : Zincirleme seri.

Succession : Dizi. Veraset. Zincirleme. Bir yerleşim yerindeki nüfusun, düşün, uygulayım ve yaşam biçimleriyle ilgili niteliklerinin yerini, yenilerinin alması. Halef olarak sahip olma. Ardışık olma. Birbirini izleme. Ardışım. Ardıllık.

Hamper : Aksatmak. Engel olmak. Köstek olmak. Güçleştirmek. Yokuş yapmak. Engellemek. Engel oluşturmak. Kapaklı sepet. At veya sığırın yer değiştirmesini yere düşmesini engellemek için hayvanın içine sokulduğu etrafı kalın demir çubuklarla çevrili yer.

Sequence : Bir soru ya da görüşme çizinliğine içbütünlük kazandırmak üzere soruların izlediği uygun mantıksal ve özsel sıra. Etki. Birbiri ardından gelme. Mantıklılık. İçgidim. Kesit. Öğeleri, doğal sayılara göre düzenlemek. doğal sayılara dayalı olarak değişik düzenleme yordamları tanımlanabilir; böylece sıralama kavramı, örn. abecesel ya da zamandizinsel ölçütlere göre düzenlemelere de uzatılabilir, bk. ayıklamak. Sıralanım. Seri.

 

Shackles : Engel.

Ball and chain : Eş veya kız arkadaş. Ayak kösteği. Ayak bağı. Kaşık düşmanı. Bir adamın karısı.

Ankle bracelet : Ayak bileğindeki kelepçe. Ayak bileği kelepçesi.

Irons synonyms : leg iron, linkage, gyving, shackle, fetters, series, gyve, chains, fetter, gyves, bond.