Abound türkçesi Abound nedir

  • Zengin olmak.
  • Çok sayıda olmak.
  • Bollanmak.
  • Bollaşmak.
  • Kaynamak.
  • Çok sayıda bulunmak.
  • Çok olmak.
  • Dolu olmak.
  • Bol miktarda bulunmak.
  • Bol olmak.

Abound ile ilgili cümleler

English: Game birds abound in the area.
Turkish: Av kuşları arazide boldur.

English: The island abounds with rivers.
Turkish: Ada nehirler ile doludur.

English: Our country abounds in products.
Turkish: Ülkemizin bol ürünleri var.

English: Fish abounds in the ocean.
Turkish: Okyanusta balık doludur.

English: Arabia abounds in oil.
Turkish: Petrol Arabistan'da bolca bulunur.

Abound ingilizcede ne demek, Abound nerede nasıl kullanılır?

Abound in : İle kaynamak. Çok olmak (bir yerde). Bol olmak. Bol bulunmak. Yönünden zengin olmak. - ile dolu olmak. (bir şey yönünden) zengin olmak. İle dolu olmak. Bol bol bulunmak. Bol olmak (bir yerde).

Abound in courage : Cesaret dolu.

Abound with : Bol olmak (bir yerde). İle dolu olmak. Taşma. Çok olmak (bir yerde). Dolu olma.

Abounded : Bol olmak. Dolu olmak. Çok olmak. Bollaşmak. Bollanmak. Çok sayıda bulunmak. Kaynamak. Bol miktarda bulunmak.

Abounding : Dolu olan. Bir sürü olan (çok). Bol. Dolu. Çok.

Abounding in mistakes : Bir sürü hata içeren. Yanlışlarla dolu.

Overabounded : Çok fazla olmak. Çok dolu olmak. Haddinden fazla olmak. Aşırı bol olmak.

 

Overabounding : Çok dolu olmak. Çok fazla olmak. Aşırı bol olmak. Haddinden fazla olmak.

Superabound : Fazlasıyla bulunmak. Aşırı çok bulunmak. Bol bulunmak.

Abou : Arapça bir isim.

İngilizce Abound Türkçe anlamı, Abound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Abound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Simmer with : Kaynamak (öfke vb duygularla için için). Kudurmak. Dolup taşmak. İçi içini yemek.

Burst : Yarılmak. Patlamak. Boşanmak (gözyaşı). Kağıt ayırmak. Ortaya çıkmak. Patlak vermek. İnfilak etmek. Patlama. Patlatmak.

Loosens : Çözülmek. Söktürmek. Açılmak. Açmak. Gevşemek. Yumuşatmak. (toprağı) kabartmak. Salıvermek. Çözmek.

Exuberate : Dolu dolu olmak. Bolluk bereket içinde olmak. Coşmak. Taşmak.

Widens : Açılmak. Tevsi etmek. Genişletilmek. Genişlemek. Açmak. Bollaştırmak. Genişletmek.

Flood : Basmak. Sel gibi taşmak. Su basmak. İçine veya üstüne fazla su koymak. Akın etmek. Sel gibi akmak. Tufan. Kabarma. Sel.

Be thick with : Çok miktarda bulunmak. İle kaplı olmak.

Brim over : Taşmak (su vb). Çok gelmek. İçi içine sığmamak. Fazla olmak. Fazla gelmek. Taşmak.

Broil : Çok sıcak olmak. Izgarada kızartmak. Kavrulmak. Kargaşa. Izgara yapmak. Pişmek. Et kızartmak. Balık kızartmak. Tartışma. Tavuk kızartmak.

Abound synonyms : abounds, become rich, getting rich, make a fortune, abounding in, bristle, teems, bristles, boil, effervesce, have, teem, be alive with, teeming, crawled, be abundant in, shake the pagoda, have a well lined purse, overstep the mark, be abundant, widen, effervesces, gain wealth, go too far, made a fortune, abound in, bubble up, abounded, ferment, bristled, boil away, boils, crawl.

 

Abound zıt anlamlı kelimeler, Abound kelime anlamı

Lack : Yokluk. Eksiklik. Olmamak. -sizlik. İhtiyacı olmak. -den yoksun olmak. Eksik olmak. -sizlik çekmek. Yoksun kalmak. -e sahip olmamak.

Abound ingilizce tanımı, definition of Abound

Abound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be in great plenty. To be very prevalent. To be plentiful.