Acquaint türkçesi Acquaint nedir

Acquaint ile ilgili cümleler

English: Ali got acquainted with Mary on Tatoeba last year and now they live together.
Turkish: Ali geçen yıl Mary ile Tatoeba'da tanıştı ve şimdi onlar birlikteler.

English: Did he acquaint you with the facts?
Turkish: Size gerçeklerle ilgili bilgi verdi mi?

English: Ali is acquainted with Mary.
Turkish: Ali Mary'yi tanıyor.

English: Ali and Mike became acquainted through their mutual friends.
Turkish: Ali ve Mike ortak arkadaşları sayesinde arkadaş oldular.

English: You should acquaint yourself with the local customs.
Turkish: Yerel törelere alışmalısın.

Acquaint ingilizcede ne demek, Acquaint nerede nasıl kullanılır?

Acquaint oneself : Bilgilenmek. Tanımak. Öğrenmek.

Acquaint oneself with : Öğrenmek. Haberdar olmak. Tanımak. Muttali olmak. Bilgi edinmek. Aşinalık peyda etmek. Tanıma.

Acquaint oneself with something : Öğrenmek. Bilgilenmek.

Acquaint with : Bilgilendirmek.

Acquaintance : Eş dost. Bildik. Tanışık. Tanışıklık. Haber. Aşinalık. Ahbaplık. Tanışma. Tanıma. Bilgi.

Acquaintances : Eş dost.

Acquainting : Haber vermek. Bilgi vermek. Tanıtmak. Bildirmek.

Acquainted himself with : Bilgi edindi. Öğrendi. Tanıdı.

 

Acquaintanceships : Tanıdıklar. Ahbaplık. Tanışıklık. Aşinalık. Ülfet.

Acquainted : Haberdar. Tanışmış. Haberdar olma. Tanışık.

İngilizce Acquaint Türkçe anlamı, Acquaint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Acquaint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clearing up : Düzelmek. Temizlemek. Çözümlemek. Tasfiye etmek. Aydınlatmak. Aydınlanmak. Düzene koymak. Açıklamak. Aydınlığa kavuşturmak. Çözülmek.

Be wise to : Haberi olmak. Mantıklı olmak.

Keep informed : Haberdar olmak. Bilgilendirilmek.

Orient : Doğrultmak. Alışmak. Yöneltmek. Doğuya doğru yapmak. Doğuya döndürmek. Şark. Doğuya yöneltmek. Maşrık. Yönlendirmek. Doğu ülkeleri.

Be up to : İş çevirmek. Karışmış olmak. Yapıyor olmak. Karar (birine) kalmış olmak. Düşmek (karar birine). Üstesinden gelebilmek. Bağlı olmak (birine). Kabiliyeti olmak. Yapabilmek.

Advising : Tavsiye edici. Öğütlemek. Tavsiye eden. Fikir vermek. Öğüt vermek. Tavsiye etme. Tavsiye etmek. Nasihat etmek.

Verse : Şiir yazmak. Kıta. Koşuk. Dörtlük. Dize. Ayet. Şiir. Mısra. Nazım.

Apprized : Söylemek. Değer vermek. Değer biçmek. (eski kullanım) tahmin etmek. Değerini yükseltmek. Fiyat saptamak.

Annunciate : Duyurmak. İlan etmek.

Acquaint synonyms : re introduce, reacquaint, announce for, be acquainted, introduce, notifies, apprising, advertises, apprises, cognised, cleared, establishes, betides, familiarise, familiarize, cognize, announces, reintroduce, acquaints, informs, get into, keep posted, keeping abreast of, present, bring in, make oneself acquainted with, advertise, cognising, be cognizant of, apprize, be in on, cognise, charge.

Acquaint ingilizce tanımı, definition of Acquaint

Acquaint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To furnish or give experimental knowledge of. To make familiar. Acquainted. Followed by with. To make (one) to know.