Adj türkçesi Adj nedir
- İsim niteleme veya tamlama görevi olan (gramer).
- Sıf.
- Sıfat.
Adj ile ilgili cümleler
English: Ali had a little trouble adjusting the settings.
Turkish: Ali ayarları ayarlamada biraz sorun yaşadı.
English: Ali adjusted the seat, put in the key, and then drove away.
Turkish: Ali koltuğu ayarladı, anahtarı taktı, ve sonra uzaklaştı.
English: Ali adjusted his glasses.
Turkish: Ali gözlüğünü ayarladı.
English: Ali adjusted his tie.
Turkish: Ali kravatını düzeltti.
English: Ali adjusted the scarf around his neck.
Turkish: Ali eşarbı boynuna ayarladı.
Adj ingilizcede ne demek, Adj nerede nasıl kullanılır?
Adjacencies : Civar. Çevre. Etraf. Dolay.
Adjacency : Yanyanalık. Bitişiklik. Yakınlık. Civar. Komşuluk. Bitişik olma.
Adjacency graph : Bitişiklik grafiği. Bitişiklik çizgesi.
Adjacency matrix : Bitişiklik matrisi.
Adjacent : Yandaki. Yakın. Birbirine komşu. Mücavir. Bitişik. Komşu. Çok yakın. Sınırdaş.
Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.
Adjacent angle : Komşu açı.
Adjacent area : Komşu alan. Bitişik olan bölge. Mücavir alan. Yakın olan bölge. Hızla büyüyen kentlerin gelişme alanlarındaki yapıdüzeni denetim altına almak, tasarsız ve çirkin yapım olupbittilerini önlemek amacıyla, kent yönetimi sınırlarının, önce kent genel kurulunun, sonra da il yönetim kurulunun vargıları ve imar ve iskan bakanlığının onayı ile genişletilmesi sonucunda, bayındırlık ve yapıdüzen yasalarının uygulanabilmesine olanak verilen genişletilmiş alan.
Adjacent channel selectivity : Yan kanal seçiciliği. Komşu kanal seçiciliği.
Adjacent channel interference : Yan kanal girişimi. Komşu kanal enterferansı. Komşu kanal karışması.
İngilizce Adj Türkçe anlamı, Adj eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Adj ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb.
Fortify : Güçlendirmek. Berkitmek. -de tahkimat yapmak. Takviye etmek. Güçlendirme yapmak. Canlandırmak. Kuvvetlendirmek. Alkolle kuvvetlendirmek. Desteklemek. Sağlamlaştırmak.
Attributions : Hassa. Özellik. Atıf. Niteleme. Atfetme. Bağlama. Öz nitelik. Dayandırma. Yorma.
Stick in : -e dikmek. Saplamak. Batırmak. Sokuvermek. Saplanmak. -e dikine saplamak. Sokmak.
Button : Düğme. İliklemek. Sayı. Düğmelemek. Elektriksiz kılıçoyunu savutlarında, namluların ucuna sivriliğini gidermek için konan düğmecik. Düğmelenmek. Namlu düğmesi. Sır vermemek. Filiz. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır.
Capacities : Yeterlik. Verim. İktidar. Güç. Kapasite. Kabiliyet. Hacim. Yetenek.
Qualify : Hakkını vermek. Yeterli olmak. Nitelemek. Yetki vermek. Kısıtlamak. Yeterlik kazanmak. Su katmak. Nitelendirmek. Vasıflandırmak. Kalifiye etmek.
Put on : Takmak. Binmek (otobüs veya tren veya uçak). Numarası yapmak. Çalıştırmak. Abartmak. Yakmak (ışık). Almak (kilo). Sahneye koymak. Atfetmek. Sayı yapmak.
Include : Katmak. Kaplamak. İçermek. İçine almak. Kapsamına almak. Dahil etmek. Yer vermek. Kapsamak.
Mix in : Karışmak. Katmak.
Adj synonyms : butylate, toss in, epithet, attributive, supplement, modify, supply, concatenate, stud, compound, attribution, append, intercalate, state, tell, determinant, capacity, welt, work in, insert, adjoin, add on, paint the lily, adjective, slip in, character, combine, say, punctuate, string up, increase, sneak in, adjectival.
Adj zıt anlamlı kelimeler, Adj kelime anlamı
Take away : Götürmek. Alıp götürmek. Elinden almak (bir hakkı). Uzaklaştırmak. Paket yaptırıp götürmek. Çıkarmak. Kaldırmak. Almak. Dışarıya çıkarmak. Çalmak.
Decrease : Eksilmek. Azalma. Eksiltmek. Azalmak. Küçültmek. Düşüş göstermek. Eksilme. Düşüş. Küçülmek. Düşmek.
Impoverish : Güçsüzleştirmek. Yoksullaştırmak. Fakirleştirmek. Verimsizleştirmek. Zayıflatmak. Kuvvetini kesmek.
Adj antonyms : subtract.

Bu kısımda Adj kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Adj ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Adj anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Adj ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.