All time türkçesi All time nedir
- Diğerlerinden üstün.
- En.
- Gelmiş geçmiş.
- Tam günlük.
All time ile ilgili cümleler
English: I lie to Tom all time.
Turkish: Tom'a her zaman yalan söylerim.
English: The number of jobless is at an all time high.
Turkish: İşsiz sayısı tüm zamanların en yükseğindedir.
English: I lie to her all time.
Turkish: Ben ona her zaman yalan söylerim.
English: I lie to them all time.
Turkish: Ben onlara her zaman yalan söylerim.
English: It is ironic that one of the most colonialist countries of all times accuses Buenos Aires of being colonialist!
Turkish: Öyle ironik ki, tüm zamanların en sömürgeci ülkelerden biri, Buenos Aires'i sömürgeci olmakla suçluyor.
All time ingilizcede ne demek, All time nerede nasıl kullanılır?
All : Hepsi. Herkes. Her biri. Büsbütün. Hep. Katışıksız. Ne var ne yoksa. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim. Alayı. Tamamen.
Time : Ayarlamak. Vakit. Süre tutmak. Zamanlamak. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Kurmak. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Tempo tutmak. Temposunu belirlemek. -in zamanını ölçmek.
All time high : Fiyatların veya ekonomik faaliyetlerin en yüksek olduğu dönem. En yüksek seviye.
All time low : En düşük seviye.
All times : Diğerlerinden üstün. Gelmiş geçmiş. Tam günlük. Tüm zamanlar. En.
At all times : Her zaman. Daima.
Of all time : Gelmiş geçmiş.
İngilizce All time Türkçe anlamı, All time eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak All time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Most : S. Pek çok. Son derece. En fazla. Ekseriyet. Çok. En fazlası. En çok. Çoğu.
Breadth : Liberallik. Düşünce özgürlüğü. Genişlik. Mesafe. Uzaklık. Saha. Genişlik (gemide). Vüsat. Arz.
Width : Genişlik. Gen. Arz. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Enlilik. Bir filmin iki kenar arasında kalan, filmlerin çeşitlerine göre değişen ve filmlerin boylarını belirleyen uzunluğu. Belli bir boyda kumaş parçası. Geniş olma durumu.
Best : Birinci sınıf. Geçmek. En çok. En iyi şekilde. Baskın çıkmak. Hakkından gelmek. En iyisi. En iyi. Alt etmek.
The most : Pek. En fazla miktar. Rakamsal olarak en yüksek. En büyük derece veya ebatta. Ekseriyet. Pek çok. En fazlası. Çoğu. En fazla miktarda.
Diameter : Çap. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Çapı. Diyametre. Kalınlık. Bir çemberin özeğinden geçen bir doğrunun çemberi kestiği iki nokta arasındaki uzaklık. Kutur.
Breadths : Arz. Liberallik. Genişlik. Vüsat. Düşünce özgürlüğü. Uzaklık. Saha. Mesafe. Genişlik (gemide).
Bests : En iyi şekilde. En iyisi. Geçmek. Yenmek. Birinci sınıf. Alt etmek. Hakkından gelmek. Baskın çıkmak. En iyi.
Besting : Alt etmek. En iyi şekilde. Yenmek. En iyi. Baskın çıkmak. Birinci sınıf. Geçmek. En iyisi. Hakkından gelmek.
All time synonyms : very, all times, the very, diameters, mosts, of all time.

Bu kısımda All time kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede All time ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce All time anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz All time ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.