Breadth türkçesi Breadth nedir

Breadth ile ilgili cümleler

English: The river is 50 meters in breadth.
Turkish: Nehir 50 metre genişliğindedir.

English: We escaped death by a hair's breadth.
Turkish: Kıl payı ölümden kurtulduk.

Breadth ingilizcede ne demek, Breadth nerede nasıl kullanılır?

Breadth index : Genişlik endeksi.

Hair breadth : Çok dar. Kıl kadar mesafe. Kıl payı. Yakın. Çok kısa aralık veya mesafe.

Hand breadth : El genişliği. Bir el eninde ölçü. Küçük ölçü birimi.

Breadths : Genişlik (gemide). Saha. Genişlik. Mesafe. Uzaklık. En. Liberallik. Düşünce özgürlüğü. Vüsat. Arz.

Breadthways : En yönünde. Enine.

Be a hairsbreadth from : -e çok yakın olmak. -nin çok yakınında olmak. -e kıl payı yakın olmak.

A hairbreadth escape : Kıl payı kurtulma.

Hairbreadth : Çok dar. Kıl payı. Kıl kadar mesafe.

Escape by a hairbreadth : Kıl payı kurtulmak. Ucuz kurtulmak.

Hairsbreadth : Aşırı küçük aralık. Kıl payı. Minicik alan. Kıl kadar mesafe.

İngilizce Breadth Türkçe anlamı, Breadth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Breadth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Narrow : Cüzi. Kıt kanaat. Dar geçit. Daraltmak. Parasızlık. Sınırlı. Sıkı. Az. Dar. Daralmak.

 

Court : Yargılık. Dalkavukluk etmek. Mahkeme üyeleri. Kur yapmak. Dalkavukluk yapmak. Kort. Teveccühünü kazanmaya çalışmak. Alantopu oyununun oynandığı, boyu 23,77 m. eni tek oyunu için 8,23 m., çift oyunu için 10,97 m. olan dikdörtgen biçimindeki yer. İstemek. Alan.

Diameter : Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Bir çemberin özeğinden geçen bir doğrunun çemberi kestiği iki nokta arasındaki uzaklık. Kalınlık. Çapı. Diyametre. Kutur. Çap.

Open space : Meydanlık. İnsanın yaşantısını sürdürdüğü, üzerinde yapı yapılmış kapalı uzamların dışında kalan, ya doğal durumunda bırakılmış ya da tarımsal ve konut dışı dinlenme amaçlarına ayrılmış kent parçası. Meydan. Açık mekan. Açık alan. Açık atan. Arala. Alan. Açık yer.

Exhibition : Ülke ürünlerinin tümüyle gösterilmesi, duyurulmaları ve satılmaları sağlanılmak amacıyla meydana getirilen büyük sataklar. İzhar. Teşhir etme. Teşhir. Burs (ingiliz ingilizcesi). Sergileme. Ortaya koyma. Şölen. Oynatım. Bir ülke, yöre, kesim ve gerçek veya tüzel kişilerin kendine özgü ürünlerinin, tanıtım ve satışı amacıyla ulusal veya uluslararası düzeyde sürekli veya geçici olarak toplu biçimde gösterildiği yer.

All times : Tam günlük. Gelmiş geçmiş. Tüm zamanlar. Diğerlerinden üstün.

Narrowness : Kısıntı. Kısıtlılık. Sınırlama. Darlık.

Broadness : Açıklık.

Throw : Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü). Yöneltmek. Fırlatmak. Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık. Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak. Atmak. Örtü. Atma. İçinde yapmak (baraj vb nehrin).

 

Breadth synonyms : farawayness, terrene, camera distance, presentation, shoot, margins, presentations, mosts, most, expansions, submission, intervals, preferments, wide, purview, margin, widths, broad, journeyed, terrenes, ampleness, amplitude, journey, football field, width, roominess, expanses, space, the most, distance, submissions, presentment, projection distance.

Breadth zıt anlamlı kelimeler, Breadth kelime anlamı

Stupidity : Eşeklik. Keleşlik. Hıyarlık. Akılsızlık. Aptallık. Budalalık. Avallık. Sersemlik. Ahmaklık. Salozluk.

Wideness : Genişlik. Bolluk.

Wide : Ardına kadar. Gen. Ferah. İyice. Engin. Alabildiğine. Uzak. Adamakıllı. Geniş bir alanı kaplayan.

Breadth antonyms : narrowness, narrow.

Breadth ingilizce tanımı, definition of Breadth

Breadth kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Measure across, or at right angles to the length. Distance from side to side of any surface or thing. Width.