Anticipations türkçesi Anticipations nedir

  • Önceden tahmin etme (bir şeyin olabileceğini).
  • Tahmin.
  • Sezme.
  • Önceden tahmin edip ona göre davranma.
  • Tahmin etme.
  • -den önce davranma.
  • Umma.
  • Önceden yapma.
  • Bekleme.
  • Beklenti.
  • Öngörü.

Anticipations ingilizcede ne demek, Anticipations nerede nasıl kullanılır?

Anticipation rate : İskonto haddi. Poliçenin vadesinden önce ödenmesi durumunda poliçe bedeline uygulanan ıskonto oranı. Ödegin süresinden önce ödenmesinde ödek tutarından yapılan indirim. İskonto oranı. Ödek indirim oranı.

In anticipation of : -sı beklentisiyle. Bir şeyin gerçekleşebileceği düşüncesiyle. -nın olacağı öngörüsüyle. -nın olacağı tahminiyle. -nın gerçekleşeceği umuduyla. -nın beklentisiyle.

In anticipation : Peşin olarak. Önceden.

Payment by anticipation : Peşin ödeme.

With eager anticipation : Ateşli bir beklentiyle. Heyecanlı bekleyişle. Endişeli umma ile.

Anticipate the future : Gelecekte olacak şeylere hazırlıklı olmak. Geleceği tahmin etmek. Geleceği sabırsızlıkla bekmelek. Geleceği öngörmek.

Anticipation : Önceden tahmin edip ona göre davranma. Öngörü. Umma. Bir olay ya da durumun gerçekleşmesi konusunda beslenen güçlü beklenti. Önceden tahmin etme (bir şeyin olabileceğini). Bekleyiş. Tahmin. Önceden yapma. Umu. Beklenti.

Anticipative system : Nedensel olmayan dizge.

 

Anticipated : Tahmin edilen. Beklenilen. Beklenile. Zihinde canlandırılmış. Umulan. Öngörülen.

Anticipate : Beklemek. Önceden yapmak. -den önce davranmak. Önce davranmak. Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak. Sezmek. Söylenmeden yapmak. Tahmin etmek. Beklenti sahibi olmak.

İngilizce Anticipations Türkçe anlamı, Anticipations eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Anticipations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Estimation : Yorum. Düşünce. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Oranlama. İtibar. Değerlendirme. Tahminleme. Takdir. Saygı.

Inklings : İşaret. İz. Kuşkulanma. Seziş. İma. Kestirme. İpucu. Kuşku.

Jam tomorrow : Söz verilen şey. Vaat. Vadedilen şey. Asla gerçekleşmeyecek vaat veya söz. Vadedilen ancak gerçekleşmeyecek olan söz.

Dwells : Durma. Bir yerde oturmak. İkamet etmek. Bir yerde yaşamak. Durmak. Yaşamak. Kalmak. Oturmak. Hayat sürmek.

Percipience : Algı. Anlayış. İdrak.

Anticipation : Umu. Belli çıkarım işlemleriyle bir olay ya da sürece ilişkin önkestirim. bk. kestirim, öngörü, öntanı. Bir olay ya da durumun gerçekleşmesi konusunda beslenen güçlü beklenti. Bekleni.

Hoping : Ümidiyle. Ümitli.

Perception : İdrak yeteneği. Duyuş. Dış dünyanın duyusal etkilemelerinin bilinçte uyardığı izlenimler; söz konusu etkilemeler akımmıknatıssal dalgalar ve ses dalgaları aracılığıyla olur. İdrak. Algılanma. Nesnel dünyanın başta görme örgeni olmak üzere insanın duyu örgenlerini etkilemesi ve böylece nesnelerin bilinçte yansıması. Tahsil (para). Basiret. Dış dünyanın uyarısı ile meydana gelen fiziksel duygunun zihinsel yorumu. Sezgi.

 

Esperance : Ümit etme. Düşleme. Avustralya'nın western australia eyaletinde şehir. Umut. Ümit. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Proforma : Tahmini. Geçici olarak. Tasarı.

Anticipations synonyms : detecting, awaiting, approximations, foresightedness, flair, bodement, holding, approximation, circumspection, inkling, foresight, discernment, expectancy, forecasting, estimating, life expectancy, prospects, prediction, hope, calculations, divination, prospect, dwell, promise, expectancies, budgeting, divinations, expectation, forestallment, perceptions, conjectures, conjecture, outlook.