Arbalı nedir, Arbalı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ayarsız, dengesiz (terazi).

Yiğit, gösterişli: Bu olan gardaşlarından da arbalı.

Arbalı anlamı, kısaca tanımı

Arba : Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). [Bakınız: abra]. Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır

Arbalık : Sataşma, meydan okuma.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Dengesiz : Dengesi olmayan, muvazenesiz. Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız.

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

 

Ayarsız : Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz. Belli bir ayarda olmayan (altın veya gümüş). Davranışları ölçüsüz.

Gardaş : Kardeş. Kardeş (bk. kardaş).

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Garda : Kırışık: Çamaşırda garda var. Kardeş: Buraya gel gardam.

Yiğit : Güçlü ve yürekli, kahraman, alp. Gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen (kimse). Delikanlı, genç erkek.

Yiği : Kötü koku.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Deng : Denk, eşit, uygun. Sersem, dengesiz, akılsız, dalgın. Denk, eş.

Gard : Eskrim, boks vb. oyunlarda korunmak için alınan durum.

Ayar : Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Arazi vergisi anlamı nedir?

İngilizce'de Arazi vergisi ne demek ? : land tax