Abra nedir, Abra ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Dara: Şu kabın abrasını alıver.
İhata, kifayet, yeterlik: Halı bu odayı abradı.
Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık.
Uçurtmanın terazisi, terazi ipi.
Mübadele edilen eşyanın üstesi.
Dengesizlik, ayarsızlık (terazide): Bu terazide abra var.
Minnet: Ben onun abrası altına girmem.
Yük, angarya: Bana abra olma!
Denge, muvazene: Abrayı şaşırdı.
Abra hakkında bilgiler
Abra ve Yutpa - Türk ve Altay mitolojisinde adları geçen yeraltı yılanları. Abura/Apra ve "Yutma/Utma" olarak da tanınırlar.
Yeraltındaki Büyük Deniz (Tengiz)’de yaşayan ve ejdere benzeyen devasa iki yılandır. Timsaha benzer görünümlmeri vardır. Bu canavarların ikisinin adı birlikte anılır. Çatal kuyruklu ve dört ayaklıdırlar. Gözleri parlak bakır renklidir. Ayakları kızıldır. İnanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar. Yeşil baldırlı, ak göğüslü, kayık gibi yassı çenelidirler. Erlik’in sarayını korurlar, onun hizmetkarı olarak bilinirler. Çok güçlü çeneleri vardır. Bazı metinlere göreyse Toybadım Irmağı'nın kıyılarında yaşayan korkunç canavarlardır. Bir yağna’yı (fili) tek lokmada yutabilirler. Ker Abra, Ker Yutpa, Ker Arat ve Ker Doydu olarak dört yer altı canlısından bazen birlikte bahsedilir. Bazen de bu dördünün aynı varlık olduğu düşünülür.
Altay şamanlığında yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir. Şaman giysisinde, cübbenin bir yanında yer alan, yeraltı canavarı olarak algılanan yılanı temsil edecek biçimde çatal kuyruklu ve dört ayaklı olarak tasarımlanan, kötü ruhlardan koruduğuna inanılan, siyah kumaştan şeritler Yutpayı temsil eder.
Abra ile ilgili Cümleler
- Abraham Lucy üzerine Joseph'le bir kavgaya karıştı.
- Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi.
- Abraham Lincoln, 52 yaşında ABD başkanı seçildi.
- Abraham Lincoln ünlü bir kişidir.
- Baharda Abraham Lincoln suikast sonucu öldürüldü.
- Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. başkanı Abraham Lincoln, Kentucky'de bir kulübede doğdu.
- Abrams yağmur yağdığını biliyordu.
- Abraham Foxman sağlığı için biraz zayıflamalı.
- Abraham Lincoln, o gece Washington'a geri döndü.
- Abraham'ın sabahları hazırlanmasının ne kadar zaman aldığına şaşırırdın.
Abra kısaca anlamı, tanımı:
Abrakadabra : Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü. Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz.
Abrama : Abramak işi.
Abramak : Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
Abraş : Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse). Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Alaca benekli. Ters, kaba, görgüsüz (kimse).
Denge : Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar.
Değiş : Değişim. Değme işi.
Angarya : Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması.
Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.
Mitoloji : Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü. Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim.
Yılan : Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen, uzun hayvan. Sinsi ve hain.
Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Üstün niteliği olan. Büyük abdest. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Niceliği çok olan.
Dara : Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra. Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı.
Yük : Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar. Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Tedirginlik veren şey, engel. Bir şeyin ağırlığı. Yüklük. Doğacak bebek. Eşya. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar.
Abracı : İdare eden, zor durumdan kurtaran, aracı: Biri yalancı, biri dolandırıcı, ben de abracı.
Abrahi : Ön ameli.
Abrahisefali : Baş ve kolların doğuştan bulunmaması.
Abrak : Kum, taş ve çamur ile karışık toprak.
Abrak sığırı : Fransadan köken alan, vücudu derin ve kaslı, rengi geyik renginden kahverengiye kadar değişen tonlarda, boynuzlu, farklı çevre koşullarına ve yetiştirme sistemlerine kolay uyum sağlayan, iş verimi yönünde yetiştirilen, uysal mizaçlı, oldukça dayanıklı ve tripanosomaya karşı doğal olarak dirençli, karkas verimi yüksek, eti yağsız, kaliteli ve mermerleşme oranı yüksek, günümüzde sütçü özelliğini devam ettirmesine rağmen özellikle et verimi yönünde yetiştirilen sığır ırkı.
Abralı : Dengeli, muvazeneli (terazi). Ayarsız, dengesiz (terazi): Bu terazi abralıdır.
Abramis brama : [Bakınız: çapak balığı] Çapak balığı.
Abramis zonu : Akarsuların durgun akan ve Abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.
Abramovitz yakınsama önsavı : Az gelişmiş ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında teknoloji, verimlilik ve kişi başına gelir farkları büyüdükçe özellikle sosyal yeteneğe sahip az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerden transfer edecekleri teknoloji ile gelişmiş ülkeleri yakalama olasılıklarını artıracaklarını ileri süren ve Abramovitz tarafından geliştirilen önsav.
Abran : Hayvanların, yemlerinden yemeyip ayırdıkları iri saman parçaları, kesmik.
Diğer dillerde Abra anlamı nedir?
İngilizce'de Abra ne demek? : [Abra] n. cave; inlet; gorge; dale; (Southern Cone and Mexico) clearing, clarification; (Latin America) panel; (Mexico) fault, fissure, narrow crack
v. open; open up; cut open (Medical); spread out, extended; discover, expose; unfold, uncurl; run away, escape; sharpen; turn on; unbar; undo; start, begin
v. open, unlock, unfasten, cut, open up, ditch, unclasp, barge, deploy, drift, frank, rive, unfold, unseal


Bu kısımda Abra nedir? Abra ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Abra tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Abra hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.