Arrogate to oneself türkçesi Arrogate to oneself nedir

  • Kendine mal etmek.
  • Hak iddia etmek.
  • Üzerine almak.
  • Kendine maletmek.
  • Hak iddia etmek (haksız yere).

Arrogate to oneself ingilizcede ne demek, Arrogate to oneself nerede nasıl kullanılır?

Arrogate : Haksız yere iddia etmek. Atfetmek. Benimsemek (haksız yere). Haksız iddiada bulunmak. Üzerine atmak. İçselleştirmek.

To : E. Kala. -mek -mak (mastar). Ye. Arasında. Göre. İle. -e göre. Kadar. E doğru.

Oneself : Kendini. Kendi. Kendine. Bizzat. Kendi kendini. Kendisi. Kendi kendine.

To oneself : Kendisine özel. Kendine.

Come to oneself : Ayılmak. Toparlanmak. Kendine gelmek.

Keep oneself to oneself : Kendi başına kalmak. Başka insanların arasına karışmadan sakin bir yaşam sürmek. Kendi halinde olmak. İnsanlardan kaçmak. İçine kapanmak. Kendi izole etmek.

Figure to oneself : Hesap etmek. Tahmin etmek. Düşünmek. Sanmak.

Keep to oneself : İçine kapalı olmak. Gizli tutmak. Kendine saklamak. Çekingen olmak. Sokulgan olmamak. İçine kapanmak. Kendi halinde olmak. Sır saklamak. İnsanlardan uzak durmak.

Read to oneself : İçinden okumak.

Leave somebody to oneself : Yalnız bırakmak. Kendi başına bırakmak.

İngilizce Arrogate to oneself Türkçe anlamı, Arrogate to oneself eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Arrogate to oneself ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Endues : Üstlenmek. Bazı vasıflarla veya yeteneklerle donatmak. Örtmek. Giymek. Giyinip kuşanmak. Sağlamak (bazı şeylerle). Giydirmek. Elbise giymek. Vermek.

Assert : Savunmak. İleri sürmek (emin bir şekilde). İddia etmek. Öne sürmek. Belirtmek. Üzerine basarak belirtmek. Teyit etmek. İleri sürmek. Açıklamak.

Demanded : Sormak. İstemek. Talep etmek.

Stake out a claim : Sahip çıkmak.

Taking on : Benzemek. Takınmak. Görev vermek. Almak (işe). Heyecanlanmak. Üstüne almak. Boy ölçüşmek. İddiaya tutuşmak. Kapışmak. Uğraşmak (biriyle).

Commandeer : Haczetmek. Askerliğe mecbur etmek. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Müsademe etmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri nedenlerle el koymak. Benimsemek. El koymak.

Embezzling : Zimmete para geçirme. Kaçırma. Zimmetine geçirmek. Kendine mal etme.

Endued : Giyinip kuşanmak. Verilmiş. Tevdi edilmiş. Teçhiz edilmiş. Elbise giymek. Üstlenmek. Bazı vasıflarla veya yeteneklerle donatmak. Giydirilmiş. Giyilmiş.

Claimed : İstemek. Talep etmek. Israr etmek. Dava açmak. Sahip çıkmak. İddia etmek.

Claims : Hak istemleri. Hakediş. Hasarlar. İddia etmek. İstemler. Tazminat talebi. Belge ile korunması istenen bulguyu ortaya koyup, korumanın konusunu ve sınırlarını çizen istemler. Matlubat. Sahip çıkmak.

Arrogate to oneself synonyms : take upon oneself, commandeers, embezzle, endue, enduing, pretend, embezzled, take on, appropriating, claim, appropriates, take over, demands, pretending, commandeered, appropriated, commandeering, demand, embezzles, appropriate, pretends.