Artçı deprem nedir, Artçı deprem ne demek

  • Asıl depremden sonra meydana gelen şiddet ve büyüklük bakımından daha küçük olan deprem, artçı sarsıntı, artçı şok

Artçı deprem hakkında bilgiler

Artçı deprem, ana depremden sonra meydana gelen deprem. Artçı sarsıntılar, ana depremin hissedildiği merkezde gerçekleşir; ancak büyüklüğü daha düşüktür. Buna rağmen ana depremin zayıflattığı yapıların yıkılmasına neden olarak, daha yüksek şiddette olabilir.

Artçı deprem kısaca anlamı, tanımı:

Deprem : Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele.

Meydan : Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Alan, saha. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Fırsat, imkân veya vakit. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer.

Şiddet : Kaba güç. Duygu veya davranışta aşırılık. Bir hareketten doğan güç. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Hız. Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma.

Artçı : Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı.

 

Sarsıntı : Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma. Titreme, titreyiş. Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik. Deprem. Sarsılma işi, birden sallanma.

Asıl : Soy, nesep. Gerçeklik. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Gerçek, esas. Kök, köken, kaynak.

Büyüklük : Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış. Büyük olma durumu.

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi.

Küçük : Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Yaşı daha az olan. Küçük abdest. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.

Hisse : Bir olaydan çıkarılan ders. Pay. Tutam.

Merkez : Biçim, tarz. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer. Bir işin öğretildiği yer. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Polis karakolu. Belirli bir yerin ortası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek.

 

Gerçek : Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Gerçeklik. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yalan olmayan. Temel, başlıca, asıl. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.