At the time türkçesi At the time nedir

  • O zamanda.
  • O zaman.
  • O dönemlerde.
  • Tam.
  • O anda.

At the time ile ilgili cümleler

English: Ali was on the other side of town at the time of the shooting.
Turkish: Ali vurulduğu zaman kasabanın diğer tarafındaydı.

English: According to the police investigation, Moustapha was at the scene of the crime at the time of the event.
Turkish: Polis soruşturmasına göre, Mustafa olay sırasında suç mahallindeydi.

English: Ali was with me in my apartment at the time Mary was murdered.
Turkish: Ali Mary öldürüldüğü zaman benimle birlikte benim dairemdeydi.

English: Can you tell me where you were at the time of the murder?
Turkish: Cinayet sırasında nerede olduğunuzu bana söyleyebilir misiniz?

English: Ali claims that he wasn't anywhere near the murder scene at the time of the murder.
Turkish: Ali cinayet anında cinayet mahalline yakın bir yerde olmadığını iddia ediyor.

At the time ingilizcede ne demek, At the time nerede nasıl kullanılır?

At : Üzere. Bir hareketin hedefini gösterir. Da. E. Nezdinde. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. De. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Ye.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

 

Time : Belirli bir zamana göre ayarlamak. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Defa. Kere. Süre. Ayarlamak. Zamanlamak. Tempo tutmak. Kurmak. Müddet.

At the time when : Vaktaki.

At the back : Arkada. Geride.

At the bottom of : -arkasında. -altında. En düşük noktasında. -en altında. -dibinde.

At the beginning : Başlarda. Başlangıçta.

At the best : En iyimser olasılıkla. En iyi ihtimalle. En iyi durum. En iyisi.

At the crossroads : Dönüm noktasında.

At the cost of : -bedeline. Pahasına. -hiçe sayarcasına. Bedeline. -pahasına.

İngilizce At the time Türkçe anlamı, At the time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At the time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blanker : Açık yer. Boş kağıt. Yazısız kağıt. Boş. Çıkarmak. Görüntüsüz (televizyon terimi). Boş yer. Boşluk. Açık.

Bang on : Tamamen. Bir şeye vurup durmak. Tamamen doğru. Çok doğru. Aynen öyle. Şüphesiz doğru. Tümüyle doğru.

Completest : Tamamı. Bütün. Eksiksiz. Tamamlanmış. İyice. Tamam. Mükemmel.

Absolute : Sade, saf, tam, karışımsız olan, absolüt. Mutlak. Sonsuz. Düzey. Absolü. Saltık. Kesin. Muhakkak. Absolüt.

Abject : Berbat (bir durum). Miskin. Kendini küçük düşüren. Umutsuz. Perişan. Sefil. Aşağılık. İğrenç. Son derece kötü.

Blankest : Sövmek. Boş yer. Görüntüsüz (televizyon terimi). Yazısız. Boş. İfadesiz. Boşluk. Şaşırmış. Açık yer. Anlamsız.

Accurate : Yanlış yapmamaya özen gösteren. Kesin. Hassas. Dakik. İnce. Sahi. Yanlışsız. Doğru.

Clearest : Saf. Belirgin. Aşikar. Tüm. Belli. Anlaşılır. Tiz. Belirli. Parlak.

According to cocker : Doğru.

Thereat : Orada. O sırada. O nedenle.

At the time synonyms : blithering, by then, accomplished, at that time, complete, a hundred percent, at that moment, at that case, completes, all out, then.