Autos türkçesi Autos nedir

Autos ingilizcede ne demek, Autos nerede nasıl kullanılır?

Autosave : Otomatik belleğe kaydetme. Otokaydetme. Otomatik saklama. Özdevimli kaydetme. Otomatik kaydetme. Bir işi belirli zaman aralıklarıyla kaydeden uygulama (bilgisayar). Otokurtarma.

Autosave backup file : Otomatik kaydetme yedek dosyası.

Autosave files : Otomatik kaydet dosyaları.

Autosave frequency : Otomatik saklama sıklığı. Özdevimli kaydetme sıklığı. Otomatik kaydetme sıklığı.

Autosave macro : Kendkaydet makro.

Autosomal dominant inheritance : Otozomal baskın kalıtım. Bir otozomda taşınan homozigot baskın mutant bir genin belirlediği karakterin kalıtım şekli. otozomal dominant kalıtım.

Autoschediastic : Emprovize veya doğaçlama olan.

Autosort : Otomatik sıralama.

Autosort macro : Kendsırala makro.

Autosave prompt : Otomatik kaydetme yanıt istemi.

İngilizce Autos Türkçe anlamı, Autos eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Autos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Racer : Yarış yatı. Yarış atı. Boyunduruklu yılan. Yarış arabası. Koşucu. Kürsü. Karayılan (amerikan ingilizcesi). Pullu sürüngenler (squamata) takımının, su yılanıgiller (colubridae) familyasından, 95-150 cm kadar uzunlukta, sarı, yeşil renkli, çok çevik, zehirsiz olduğu için zararsız bir tür. kara yılanı. Yarış motoru. Yarışçı.

 

Motor : İtici güç. Otomobille götürmek. Muharrik. Başka tür erkeyi işleyim erkesine çeviren işlerge. Motor. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hareket ettirici. Makine. Taşıt. Araç.

Hatchback : Kısa kasa. Yukarıya açılır arka kapı. Arkası düz araba. Steyşın araba. Arkada kapısı olan küçük araba. Arkası kısa ve küt araba. Arka kapağı açılan otomobil.

Fender : Önleç. Paravana. Ocak siperi. Siper. Şöminenin önüne konulan alçak parmaklık. Tampon. Püskürten veya kovalayan kimse. Aracın ön ve arka kenarlarında bulunan ve onu diğer nesnelerle temastan koruyan obje. Çamurluk. Usturmaça.

Estate car : Steyşın. Pikap. Steyşın araba.

Bumper : Tampon. Çamurluk. Bereketli şey. Sıkılama makinesi. Ağzına kadar dolu kadeh. Alışılandan çok daha bol. Çarpışmada aracın olumsuz etkilenmesini önlemek için ön ve arka uç noktalarına bulunan yatay, metal parça. Ağzına kadar dolu bardak. Önleç. Mahmuz.

Jeep : Cip. Jip. Arazi taşıtı. Bir arazi taşıtı markası.

Running board : Basamak. Marşpiyer. Kimi binitlerin iki yanında bulunan, ayak basılacak biçimde uzun, yatay düzlem. Marşpiye.

Cruiser : İki kamaralı büyük motor. Kamaralı büyük tekne. Hızlı savaş gemisi. Kotra. Kruvazör. Bir ya da iki kamaralı büyük motor.

Floorboard : Döşemelik tahta. Döşeme tahtası. Alabildiğine gazlamak. Bir kattaki tahta döşeme. Arabanın alt bölümü.

Autos synonyms : automobile horn, police car, gas guzzler, used car, station waggon, sport utility vehicle, police cruiser, luggage compartment, sunshine roof, sport utility, beach waggon, electric automobile, automotive vehicle, model t, car door, suv, automobile trunk, stanley steamer, self reformation, tailfin, minicar, s.u.v., motor horn, subcompact car, horseless carriage, anti sway bar, beach wagon, accelerator, gasoline engine, radiator grille, roof, high gear, automobile.