Büyültmek nedir, Büyültmek ne demek

  • Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek.
  • Abartmak
  • Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.

"Büyültmek" ile ilgili cümle

  • "Fotoğraf büyültmek."
  • "Art arda dizdiği engelleri gittikçe büyültüyor." - N. Uygur

Büyültmek kısaca anlamı, tanımı:

Büyültme : Büyültmek işi. Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi, agrandisman.

Büyü : Karşı durulamaz güçlü etki. Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı.

Büyük : Niceliği çok olan. Büyük abdest. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Üstün niteliği olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Getirmek : Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İleri sürmek. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek.

 

Büyütmek : Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek. Büyük duruma getirmek, genişletmek.

Resim : Tören. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf. Açık gösterge, kesin sonuç. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç.

Harita : Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.

Yapmak : Onarmak, tamir etmek. Davranmak, hareket etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Dışkı çıkarmak. Olmasına yol açmak. Yol almak. Bir durum yaratmak. Olmak. Üretmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Edinmek, sahip olmak. Salgılamak, çıkarmak. Evlendirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek.

Abartmak : Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

Diğer dillerde Büyültmek anlamı nedir?

Almanca'da Büyültmek : vergrößern