Bıdıldanmak nedir, Bıdıldanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kendi kendine konuşmak, mırıldanmak, homurdanmak, söylenmek fısıldamak.

Bıdıldanmak anlamı, tanımı

Bıdı : Kaz ve ördek yavrusu. Geveze. Böbrek

Bıdıl : Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan. Acemi tavuğun ayağına takılan ip, köstek.

Kendi kendine : Kimseye danışmaksızın. Kendiliğinden. Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan. Yalnız başına. Kendisine. Kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan.

Homurdanmak : Öfke, kızgınlık, can sıkıntısıyla anlaşılmaz sesler çıkarmak. Taşıt, alet vb. alışılmışın dışında bozuk ses çıkarmak.

Mırıldanmak : Alçak sesle kendi kendine bir şeyler söylemek. Ancak yanındakinin duyabileceği bir biçimde konuşmak. Alçak sesle şarkı söylemek.

Homurdanma : Homurdanmak işi.

Mırıldanma : Mırıldanmak işi.

Fısıldamak : Başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak, fıslamak.

Fısıldama : Fısıldamak işi.

Söylenmek : Söyleme işi yapılmak. Kendi kendine konuşmak, kendi kendine bir şeyler söylemek. Sızlanmak, yakınmak. Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek.

Homurdan : Çok konuşan, geveze.

Konuşmak : Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.

 

Söylenme : Söylenmek işi.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.

Mırıl : İyi olmayan, işe yaramayan. Kof ceviz, içi boş mısır. Palto. Çamurlu yer, bataklık. Bulanık suların dibine çöken çamur. Sellerin getirdiği çamur, mil. Pislik, çöplük. Bulanık su. Üzüm, dut ve benzerleri meyvelerin sıkılıp şırası alındıktan sonra kalan posası. Bataklık çamuru.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Mırı : Geveze. Konuşmayan kimse.

Homu : Boğuk sesli (kimse). Derbeder (kimse). Yayıkta dövülerek yağ elde edilen ekşi süt.

Diğer dillerde Bıçkı tozu kurutması anlamı nedir?

İngilizce'de Bıçkı tozu kurutması ne demek ? : sawdust drying