Baba dostu nedir, Baba dostu ne demek

"Baba dostu" ile ilgili cümle

  • "Bu, müessesemizin çok eski baba dostu müşterisinin kızına hediyemizdir." - C. Uçuk

Baba dostu anlamı, tanımı:

Baba : Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Çatı merteği. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Bu gibi kimselere verilen unvan. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çocuğu olan erkek, peder.

Dost : İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. Sahibine sevgi gösteren hayvan. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse.

 

Hayırlı : Yararı, hayrı olan. Uğurlu, iyi, güzel.

Aile : Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü. Eş, karı. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.

Yardım : İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Bağış, iane. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri.

Bulunma : Bulunmak işi.

Hayırsız : Yararı olmayan, hayrı olmayan. Sevgi ve bağlılığını yitiren, vefasız.

Tanıdık : Daha önceden bilinen, görülen, aşina. Tanışılıp konuşulan (kimse), bildik, tanış.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Eski : Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey. Geçerli olmayan. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.