Be busy türkçesi Be busy nedir

  • Başı kalabalık olmak.
  • Meşgul olmak.
  • Yoğun olmak (iş vb).

Be busy ile ilgili cümleler

English: Ali seems to be busy now.
Turkish: Ali şimdi meşgul görünüyor.

English: Ali said he'd be busy on Monday.
Turkish: Ali pazartesi günü meşgul olduğunu söyledi.

English: Ali knew that he'd be busy on Monday.
Turkish: Ali pazartesi günü onun meşgul olacağını biliyordu.

English: Ali said he'd be busy until 2:30.
Turkish: Ali 2.30'a kadar meşgul olacağını söyledi.

English: Ali is probably going to be busy on Monday.
Turkish: Ali muhtemelen pazartesi günü meşgul olacak.

Be busy ingilizcede ne demek, Be busy nerede nasıl kullanılır?

Be : -dır. Kalmak. -di. -dir. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Olmak. Bulunmak. -dı. Durmak. Anlamına gelmek.

Busy : Hareketli. Başı kalabalık. Yoğun. İşlek. Meşgul. Faal. Kullanımda.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

Be a ball of fortune : Bir durumun kurbanı olmak. Değişikliğe maruz kalmak. Şans topu olmak.

Be a bit on : Çakırkeyif olmak.

İngilizce Be busy Türkçe anlamı, Be busy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be busy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be at something : Başında olmak.

Be active : Aktif olmak. Faal olmak. Enerjik olmak. Faaliyet göstermek. Faaliyette olmak. Etkin olmak. Canlı olmak. Hareketli olmak.

Deal in : Ticareti yapmak. Ticaretini yapmak. Alıp satmak.

Deal : Uğraşmak. Uyuşturucu işi yapmak. Kağıt dağıtmak. Oyun kağıtlarını dağıtma. Dağıtmak. İş yapmak. Kağıtları dağıtma sırası. Ele almak. Vurmak.

Absorbed in : Tüm dikkatini belirli bir şeye yoğunlaştırmak. (bir işe) dalmak. Dalmak (bir işe). (bir işe) gömülmek. Kendini vermek.

Be occupied with doing : Uğraşmak. Yapmakla meşgul olmak.

Be absorbed : İçine alınmak. Emilmek. Dalgın olmak. Soğurulmak.

Be about : Ayakta olmak. Hakkında olmak. Olmak üzere. Üzere olmak. Üzere bulunmak. Kol gezmek (kötü bir şey). Konu almak.

Deals : Değinmek. Kağıt dağıtmak. İlgilenmek. Uyuşturucu işi yapmak. Vurmak. Ele almak. Dağıtmak. Uğraşmak. Alışveriş etmek.

Be busy synonyms : busy oneself, attend to, be into, concern oneself, dealt, engage in.