Beams türkçesi Beams nedir

  • Parlamak.
  • Sinyal vermek.
  • Işımak.
  • Gözleri parlamak.
  • Gözlerinin içi gülmek.
  • Yayın yapmak.
  • Işık saçmak.

Beams ile ilgili cümleler

English: Beams of light shone through the clouds.
Turkish: Işık ışınları bulutların arasında parlıyordu.

Beams ingilizcede ne demek, Beams nerede nasıl kullanılır?

Beamsplitter : Demet bölücü. Işın demeti bölücüsü.

Crossbeams : Kuşak kirişi inşaat. Enine kiriş. Çapraz kiriş. Bağlama. Kiriş. Kuşak kirişi (inşaat). En kirişi.

Eyebeams : Gözün parıltısı. Nazar. Bakış. Gözün bakışı.

Moonbeams : Ay ışını. Ay ışığı.

Sunbeams : Güneş ışını.

Beam aerial : Radyo dalgalarını yönlendiren anten. Radyofar anteni.

Beam antenna : Huzme anten.

Beam balance : İki eşit kollu kaldıraçtan ve her kola asılı olan kefelerden oluşan denge. Denge kalası. Balans kirişi.

Beam angle : Huzme açısı. Işık açısı. Hüzme açısı. Işıkların belli açılan. plastik görünümü elde etmek için ışık genellikle yukarıdan sahne tabanına kırkbeş derecelik bir açıyla verilir. ayrıca, ışıklar iki yandan geliyorsa birbirlerine doksan derecelik, üç yönden geliyorsa kırkar derecelik açılarla kesişirler. Demet açısı.

Beam action : Işın eylemi.

İngilizce Beams Türkçe anlamı, Beams eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Beams ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ridge : Sağrı. İki koyağı birbirinden ayıran az eğimli yayvan sırt. Dört ayaklı omurgalılarda çift ve hafifçe kıvrık bir seri ince kemik ya da kısmen sırt taraftan omurgaya, karın tarafından bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek şekilde eklemli bulunan kıkırdaklı çubuklar. eğe kemiği. bazı böceklerin yumurtaları üzerinde boyuna uzanan kabarık yapılar. dinoflagellatların yüzeydeki kabarık çıkıntıları. Çatı sırtı. Çapalanmış düz sıra. Kaburga. Sırt. Biyoloji, coğrafya alanlarında kullanılır. Bayır. Dağ sırası.

Lighting : Uzun hüzmeli far. Düzenleme. Işıklandırma jüyesi. Işıklama. Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması. Aydınlatmak. Işıklandırma. Rastlamak. Lambalar. Bir tiyatro sahnesindeki oyuna uygun, dengeli ve özel ışık verme sanatı bilimi.

Piece : Yamamak. Kalıp. Pare. Parçalarını eklemek. Birleştirmek. Parça koymak. Tane. Yamalamak. Eklemek. Parça.

Radiating : Işın yaymak. Işın yayma. Işın yayan. Yaymak. Saçmak. Işın halinde yayılma. Yayma. Bir merkezden yayılmak.

Baulk : Balk.

Irradiate : Işın tedavisi yapmak. Işık tutmak. Parıldamak. Işınlanmış kan. Aydınlatmak. Işınlamak. Saçmak. Radyasyona tutmak.

Coruscating : Parıldamak. Işıldamak. Parlak bir şekilde yansıtmak. Aşırı derecede canlı ve heyecanlı. Işıldayan. Çok eğlenceli.

 

Gleams : Pırıldamak. Parlaklaşmak. Parıldamak. Yalkı. Işıldamak. Parıltı. Işın yaymak.

Lighten : Yükünü azaltmak. Yükü azalmak. Açmak (renk). Hafifletmek. Aydınlanmak. Şimşek çakmak. Neşelenmek. Işıklandırmak. Neşelendirmek.

Crossbeam : Kuşak kirişi (inşaat). Kiriş. Çapraz kiriş. Enine kiriş. Kuşak kirişi inşaat. Bağlama. En kirişi.

Beams synonyms : rider plate, crosspiece, box beam, bleeped, beam upon somebody, radio beam, flare, coruscate, header, shoring, blazed, joist, relaying, irradiating, radiated, gleam, signalise, trave, lightened, coruscates, relayed, balk, signalled, radiates, burn, blaze, beam on somebody, structural member, beamed, sign, adjusts, lintel, keelson.

Beams zıt anlamlı kelimeler, Beams kelime anlamı

Dull : Kör. Duygusuzlaşmak. Donuk. Soluk. Duygusuz. Sersem. Körelmek. Körleşmek. Körletmek. Sersemletmek.