Become old türkçesi Become old nedir

Become old ile ilgili cümleler

English: You've become old and stubborn.
Turkish: Yaşlandın ve inatçı oldun.

English: My grandmother has become old.
Turkish: Büyük annem yaşlandı.

English: I want to live comfortably when I become old.
Turkish: Yaşlandığımda rahat etmek istiyorum.

Become old ingilizcede ne demek, Become old nerede nasıl kullanılır?

Become : Gitmek. Kesilmek. Güzel durmak. (isim veya sıfat+) -leşmek veya -laşmak. Yakışmak. Halini almak. Haline gelmek. Yaraşmak. Uymak yakışmak. Leşmek.

Old : Eski zamanlar. ...yaşında. Önceki. Deneyimli. Kart. Köhne. Yaşlı. Eski. İhtiyarlamak. Pişkin.

Become a byword : Dillere destan olmak. Çok konuşulmak.

Become a cabbage : Ot gibi olmak. Bunamak.

Become a habit : Adet olmak (bir davranış vb).

Become a jew : Yahudilik dinine girmek. Yahudi olmak yahudiliğe geçmek. Musevi olmak. Museviliğe geçmek. Musevilik dinine girmek.

İngilizce Become old Türkçe anlamı, Become old eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Become old ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Date : (biriyle) çıkmak. Randevu. Eski bir tarihten geliyor olmak. Tarih atmak. Uzay, tarih alanlarında kullanılır. Bir olayın, bir gözlemin zamanını, gün, ay, yıl olarak belirten ifade. Zaman. Bayatlamak. İle çıkmak. Tarih.

 

Staling : Bozulmak. İşemek (sığır). Bayatlama. Bayatlamak.

Grow old : Saçı başı ağarmak. Farımak. Kartlaşmak. Yaşlanmak. Yıpranmak. Kocalmak. Kocamak. İhtiyarlamak.

Staled : Tükenmiş. Bozulmak. Yorgun. Kaşanmak. İşemek (sığır). Bayat. Çiş (at, sığır). Yatkın. Bayatlatmak.

Frazzle : Yıpranma. Bitkinlik. Yıpratmak. Yormak. Bitkin düşme. Yıpranmak. Yorulmak. Yorulma.

Staler : Vadesi geçmiş. Bitkin. Bozulmak. Kaşanmak. Bayatlatmak. Bayatlamak. Çiş (at, sığır). Tükenmiş. Yorgun.

Frazzling : Yıpranmak. Eskiyen. Yıpratmak. Yormak.

See service : Hizmet etmek (askeriyede, vb.). Hizmet görmek. Eski hale gelmek. Tekrar tekrar kullanılmaktan dolayı eskimek. Askerlik yapmak. Orduda görev almak.

Fossil : Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ve izleri, taşıl. Taşıl. Geçmiş yerbilim zamanlarına ilişkin hayvan ve da bitkilerin, yerkabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ya da izleri. Çok eski. Eski kafalı. Köhne. Taşlaşmış. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Fosil.

Age : Asır. Yaşlılık. Reşit olma. Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı. Yıpratmak. Erginlik. Çağ. Yaş. Yaşlandırmak.

Become old synonyms : fall into decay, stalest, frazzles, stales, dating, stale.