Belts türkçesi Belts nedir

Belts ile ilgili cümleler

English: Remain in your seats with your seat belts fastened.
Turkish: Emniyet kemerleriniz bağlı şekilde koltuklarınızda kalın.

English: Drivers should wear seat belts.
Turkish: Sürücüler emniyet kemerleri takmalılar.

English: Please fasten your seat belts and prepare for departure.
Turkish: Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın ve kalkış için hazırlanın.

English: We'll have to tighten our belts if the economy doesn't pick up soon.
Turkish: Ekonomi yakında toparlanmazsa kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.

English: Small businesses will have to tighten their belts to survive.
Turkish: Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.

Belts ingilizcede ne demek, Belts nerede nasıl kullanılır?

Fasten seat belts : Kemerlerinizi bağlayın. Emniyet kemeri takmak.

Fasten your seat belts : Kemerini bağla (uçakta, otomobilde, vb.). Emniyet kemerinizi takınız.

Beltsville small white turkey : Küçük beyaz beltsville hindisi. Amerika’da soy kütüklü yetiştirme ve seleksiyonla geliştirilen, 1941-1962 yılları arasında dünyaya yayılan, temel olarak geniş göğüslü ağır beyaz hindilere benzeyen, vücudu tamamen beyaz tüylerle kaplı, göz rengi kahverengi, gaga açık boynuz rengi, sakal siyah, incikleri ve parmakları soluk pembe renginde olan bir hindi ırkı.

 

Belt along : Hızla katetmek. Boyunca hızla gitmek. Acele ile gitmek.

Belt breakage : Kayış kopması. Bant kopması.

Belt capacity : Kayış taşıma sığası.

Belt conveyor feeder : Bant besleyici. Kayış besleyici.

Belt down : İçmek. İçki yuvarlamak. Kadeh yuvarlamak. Yuvarlamak. İçki içmek.

Belt clamp : Kayış kelepçesi.

Belt buckle : Kemer tokası. Toka.

İngilizce Belts Türkçe anlamı, Belts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Belts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baldrick : Kılıç kayışı. Kılıç hamayili.

Conveyor : Götürücü. Konveyör. Nakil. Nakledici. Taşımacı. Sevketme aracı. Taşıyıcı. Sevk tertibatı. Aktarımcı.

Holster : Meşin tabancalık. Kılıf. Kuburluk. Tabanca kılıfı.

Climates : İklim. Çevre. Hava. Şartlar.

Circumscriptions : Çevreleme. Sınır. Tahdit. Daire içine alma. Sınırlama. Çevreleyen yazı (para, mühür). Kuşatma. Mıntıka. Etrafını çizme.

Department : Kısım. Kol. Şube. Vekalet. Bir kuruluşun çalışma dallarından birisi. kendisine ilişkin özellikleri kapsayan işleri yetenek ve yetkileri çevresi içinde düzenleyen ve yapan organ. genel kuruluşun belirli bir işiyle uğraşan kolu. Kürsü. Departman. Servis. Bölüm. Eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır.

Stropped : Kılağılamak. Otomatik açma kolanı. Berber kayışı. Bilemek. Ustura kayışı ile bilemek. Kayışa sürerek bilemek. Ustura kayışı. Kayış (ustura).

Stropping : Bilemek. Kayış (ustura). Kılağılamak. Kayışa sürerek bilemek. Berber kayışı. Ustura kayışı ile bilemek. Ustura kayışı. Otomatik açma kolanı.

 

Abdominal belt : Tıbbi nedenlerle karın bölgesine giyilen destek. Karın kemeri.

Area : Mesaha. Alan, yer, saha. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. Yöre. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Alan. Area. Harekat bölgesi. Arazi.

Belts synonyms : areas, cestus, v belt, straps, barrel vault, belt buckle, climatic zones, strop, cinctured, band, beltings, conveyor belt, archways, breechcloth, departments, ceinture, money belt, loop, district, arc, caterpillar track, breechcloths, caterpillar tread, accouterment, thonged, dept, slipping, belting, track, tab, transporter, accoutrement, life belt.

Belts zıt anlamlı kelimeler, Belts kelime anlamı

Unbelt : Kayışını çıkarmak. Kemerini çıkarmak. Kuşağını çıkarmak.

Unfasten : Açılmak. Çözmek. Gevşetmek. Gevşemek. Çözülmek. Koyuvermek. Açmak.