Bilgisayar korsanı nedir, Bilgisayar korsanı ne demek

Bilgisayar korsanı; bir bilişim terimidir.

  • Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusundaki bilgisini gizli verilere ulaşmak, ağlar üzerinde yasal olmayan zarar verici işler yapmak için kullanan kimse

Bilgisayar korsanı hakkında bilgiler

Bilgisayar programcılığı alanında, bir hacker bir exploit'e bir dizi düzeltme uygulama ya da varolan kodları kullanma yoluyla bir amaca ulaşan ya da onu 'kıran' bir programcıdır. Bazıları için, hacker sözcüğünün olumsuz bir çağrışımı vardır ve sistem "kıran" gibi çirkin, verimsiz ve kaba saba programcılık görevlerini yapan kişileri anımsatır.

Bilgisayar korsanı anlamı, kısaca tanımı:

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Bilgi : İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Korsan : Gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı. İzinsiz olarak çoğaltılan (kitap, kaset vb.). Bir hakkı izinsiz olarak kullanan. İzinsiz olarak yapılan. Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse.

 

Haberleşme : Yazışma. İletişim.

Teknoloji : Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi. İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü.

Ulaşmak : Elde etmek, erişmek. Yetişmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Varmak, gelmek.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Verici : Veren, verme yanlısı olan kimse. Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse. Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse, donör. Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı.

Yapmak : Bir durum yaratmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Yol almak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Dışkı çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Düzenli bir duruma getirmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Olmak. Salgılamak, çıkarmak. Olmasına yol açmak. Üretmek. Evlendirmek. Davranmak, hareket etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek.

Programcı : Program yapan kimse. Tiyatro, konser vb. yerlerde program satan veya dağıtan kimse. Yapımcı.