Bleeds türkçesi Bleeds nedir

  • Kanını emmek.
  • Para sızdırmak.
  • Kan kaybetmek.
  • Akmak (boyası).
  • Kan ağlamak.
  • Boşaltmak (sıvı, gaz).
  • Kan almak.
  • Kenar taşması.
  • Kanamak.

Bleeds ile ilgili cümleler

English: His toe bleeds.
Turkish: Parmağı kanıyor.

English: My heart bleeds.
Turkish: Yüreğim kan ağlıyor.

English: My heart bleeds for you.
Turkish: Kalbim senin için kan ağlıyor.

Bleeds ingilizcede ne demek, Bleeds nerede nasıl kullanılır?

Nosebleeds : Burun kanaması.

Bleed for : Yüreği kan ağlamak. İçi sızlamak.

Bleed off : Yük atma. Yük atmak. Boşaltma. Kaçırmak. Basınç. Gaz boşalmak. Basınç boşalmak. Boşaltmak. Kaçmak.

Bleed somebody : Para sızdırmak.

Bleed to death : Kan kaybından ölmek.

Bleeder pipe : Tahliye borusu. Boşaltma borusu.

Bleeder : Geleneksel toplumlarda hastalığı iyileştirmek amacıyla hastadan kan alan kimse. Boşaltıcı. Boşaltma vanası. Boşaltma musluğu. Şantajcı. Akıtma yeri. Hemofili hastası. Para sızdıran. Havalandırma deliği.

Bleed white : Kan veya kaynakların boşaltılması. Beyaz kanama.

Air bleed duct : Hava boşaltma borusu.

Bleed : Hacamat etmek. Kan almak. Sızdırmak. Akmak (boyası). Kan gelmek. Kan ağlamak. Kan kaybetmek. Kanamak. Para sızdırmak. Kaçırmak.

İngilizce Bleeds Türkçe anlamı, Bleeds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bleeds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Menstruate : Adet görmek. Aybaşı olmak. Aybaşı görmek. Adet olmak. Dem dökmek. Regl olmak.

Tap : Kullanmak. Pençe vurmak (ayakkabı). Kaçak hat çekmek. Tıpa takmak. Musluk. Musluğu açmak. Suyunu akıtmak. Musluk takmak. Hafifçe dokunmak.

Gouge : Oyuk. Ucu kıvrık bıçak. Oymak. Küçük orak. Heykeltıraş kalemi. Oyma keskisi. Aldatmak. Oluk. Kazıklamak.

Bleed : Kan gelmek. Yolmak. Kaçırmak.

Squeezes : Tıkıştırmak. Sığdırmak. Ezmek. Baskı yapmak. Suyunu çıkarmak. Zorla almak. Sıkmak (meyve veya ıslak bez vb'ni). Sıkışmak. Ezilmek. Sıkıştırmak.

Shake down : Yığmak. Silkelemek (ağaç vb.). Kıvrılıp yatmak. Sarsarak düşürmek. Yerleştirmek. Telaşla toparlanmak. Yer yatağında uyumak. Silkmek. Üstünü aramak.

Expel : Attırmak. Dışarı atmak. Kovmak. Azletmek. Sürgün etmek. Atmak. Okuldan atmak. Uzaklaştırmak. Sürmek. Çıkarmak.

Blackmails : Tehditle para sızdırmak. Şantajla birinden para sızdırma. Şantaj. Şantaj yapmak.

Discharge : Muaf tutmak. Tahliye etme. İltihap çıkmak. Boşalmak. Görevden almak. Fizik, iktisat, kimya, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır. Ödeme. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler. Serbest bırakmak. Akmak.

Mix : Karışım. Zincirleme eylemi. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Katıştırmak. Zincirlemek. Melezlemek. Bağdaşmak. Karışmak. Uyum sağlamak. Uyuşmak.

 

Bleeds synonyms : intermingle, hemorrhage, squeeze, blackmail, commingle, flow, amalgamate, draw blood, bled, mingle, unify, blackmailed, exhaust, clean out, shed blood, bleed somebody, squeeze money out of, intermix, extort money, commix, immingle, gouges, eject, release.

Bleeds zıt anlamlı kelimeler, Bleeds kelime anlamı

Curse : Kargış etmek. Beddua. Lanet okumak. Lanetlemek. Telin etmek. Lanet. Küfretmek. Beddua etmek. İlenç. Lanet etmek.