Boğdu nedir, Boğdu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boyuna, kulağa, başa sarılan sargı, örtü, yazma, çatkı.

Boğdu ile ilgili Cümleler

  • Ali kızını öpücüklere boğdu.
  • Ali Mary'yi boğazından yakaladı ve onu boğdu.
  • Ali plastik bir torba ile Mary'yi boğdu.
  • Burak neredeyse Tuğba'yı ölümüne boğdu.
  • Öfkeyle boğdu.
  • Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.
  • Ali Mary'yi boğdu.
  • Berbat zincirleme kazalar hafta sonunu yasa boğdu.
  • Sözleri onu gözyaşlarına boğdu.
  • Hikaye beni gözyaşlarına boğdu.

Boğdu tanımı, anlamı

Boğdurabilme : Boğdurabilmek işi

Boğdurabilmek : Boğdurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Boğdurulma : Boğdurulmak işi.

Boğduruverme : Boğduruvermek işi.

Boğduruvermek : Çabucak boğdurmak.

Ota boğdurma : Hlk. Metastrongylus tedavisinde, havaların elverişli olduğu zamanlarda hayvanların çiğ düşmüş veya yüksek meralara sokulmak suretiyle, buralardaki soğuk otların yedirilerek öksürtülmesi sonucunda, üst solunum yollarına yerleştikleri kabul edilen larvaların atılmasını sağlamaya yönelik uygulama.

Boğdurma : Boğdurmak işi.

Boğdurmak : Boğma işini yaptırmak.

Boğdurtma : Boğdurtmak işi.

Boğdurtmak : Boğdurma işini birine yaptırmak.

Boğdurulmak : Boğdurma işi yapılmak.

Boyuna : Uzunlamasına. Ara vermeden, durmaksızın.

Sargı : Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit. Bir elektrik makinesinde veya aracında aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü. Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit.

 

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Çatkı : Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. Sehpa.

Yazma : Yazmak işi, tahrir. Kabakulak. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Bu bezden yapılmış. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha.

Başa : Ağabey. İleri gelen: Memleketin başaları toplanmış. Karı. Mutluluk, gönül rahatlığı.

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.

Kula : Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu. Bu renkte olan (at). Manisa iline bağlı ilçelerden biri.

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

Diğer dillerde Boğazlık anlamı nedir?

Osmanlıca Boğazlık : kolye