Bow türkçesi Bow nedir

Bow ile ilgili cümleler

English: I don't want to bow down to him.
Turkish: Ona boyun eğmek istemiyorum.

English: Ali took off his jacket and untied his bow tie.
Turkish: Ali ceketini çıkardı ve papyonunu çözdü.

English: Ali is fiddling with his bow tie.
Turkish: Ali papyon ayarları ile oynuyor.

English: He made a polite bow to his teacher.
Turkish: Öğretmenini kibarca selamladı.

English: I've forgotten how to tie a bow tie.
Turkish: Bir papyonu nasıl bağlayacağımı unuttum.

Bow ingilizcede ne demek, Bow nerede nasıl kullanılır?

Bow and arrow : Yay ve ok.

Bow and scrape : Yağ çekmek. El pençe divan durmak. Yaltaklanmak. Sahte bir saygı göstermek. Aşırı saygı gösterisinde bulunmak. Yüzü yerde olmak. Haddinden fazla saygılı davranmak.

Bow bells : Londra'daki bow kilisesinin çan sesleri.

Bow compass : Kavis kompası. Çekit pergeli. Kavis kumpası.

Bow down : Diz çökmek. Ezmek. Boyun eğmek.

Bow tie : Papyon. Papyon kravat. Fiyonk.

Bow saw : Kol testeresi. Çelik testeresi.

Bow out : Başını eğerek çıkmak. Çekilmek. Emekliye ayrılmak.

Bow out of : Ayrılmak. Bırakmak. Çekilmek.

Bow legs : Çarpık bacaklar. Eğri bacaklar.

 

İngilizce Bow Türkçe anlamı, Bow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foreship : Geminin baş kısmı.

Abideth : Oturmak. Beklemek. Uymak. Müsamaha göstermek. Tahammül etmek. Katlanmak. Sadık kalmak. İtaat etmek. Kalmak.

Obeisances : Önünde eğilme. Hürmet. Saygı. Baş eğme. Saygıyla eğilme.

Abdicating : Terketmek (tacını ve tahtını). Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). El çekmek. Vazgeçmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Tahttan çekilmek. Tacını ve tahtını terketmek. Bırakmak. İstifa etmek.

Bevel : Şev vermek. Oynar kollu gönye. Açı. Eğim. Eğik kesmek. Pah. Şevlemek. Eğim vermek. Eğimli yapmak.

Expander : Genişletici. Büyüten veya genişleten kimse veya şey. Enine açıcı. Sökme aleti. Genişleten enstrüman. Germe aparatı. Açıcı. Enine açma donanımı. Genleştirici.

Curtseying : Reverans yapma.

Come to heel : Dize gelmek. Uslanmak. Çağırınca gelmek (köpek).

Sagittarius : Yay (burcu). Kavis (astronomi terimi). Yay burcu (astronomi terimi). Kavis. Nişançı. Yay (astronomi terimi). Yay burcu. Nişançı (astronomi terimi).

Abdicate : Terk-i saltanat etmek. Vazgeçmek. Tahttan çekilmek. Tacını ve tahtını terketmek. Saltanattan çekilmek. Hakkından vazgeçmek. El çekmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). İstifa etmek.

Bow synonyms : bow out of, caput, obeisance, bobbing, indulgence, bends, submission, compliance, bow down, bobs, be absent, buckle, arch, be pulled, spring, canting, bowknot, truckle, curtsies, sagitta, prow, abates, expanders, complies, curtseys, curtsey, curtesies, an arc, declines, bend over, compliancy, arc, release.

 

Bow zıt anlamlı kelimeler, Bow kelime anlamı

Rear : Beslemek. Geri. Şahlanmak. Büyütmek. Kaldırmak. Arkadaki. Yükseltmek. Bakmak. Arka. Art.

Bow ingilizce tanımı, definition of Bow

Bow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a bow of deep humility. The bending or rounded part of a ship forward. To bend. To bend. To curve. An obeisance. Anything bent, or in the form of a curve, as the rainbow. An inclination of the head, or a bending of the body, in token of reverence, respect, civility, or submission. To cause to deviate from straightness. To make crooked or curved. To play (music) with a bow. To inflect. The stream or prow.