Bullpens türkçesi Bullpens nedir

  • Nezarethane.
  • Sığır çiti.
  • Boğaların yaşadığı fensle çevrilmiş alan.
  • Boğa ağılı.
  • Yedek beysbol oyuncularının ısındığı alan.

Bullpens ingilizcede ne demek, Bullpens nerede nasıl kullanılır?

Bullpen : Sığır çiti. Boğa ağılı. Nezarethane. Boğaların yaşadığı fensle çevrilmiş alan. Yedek beysbol oyuncularının ısındığı alan.

Bullpout : Yayın balığı.

Bull baiting : Boğaya köpek saldırtma. Boğanın köpeklerle dövüştürülmesi.

Bull fiddle : Bas.

Bull headed : İnatçı.

Bull market : Borsada fiyatların devamlı yükselişi. Sürekli çıkan piyasa. Borsa fiyatlarının yükselmesi. İyimser piyasa. Fiyatların yükseldiği talebin canlı olduğu piyasa. İyimser bir menkul değerler borsası. Boğa piyasası. Menkul değerler. Fiyatların yükseldiği piyasa.

Bull holder : Muşet. Büyük geviş getiren hayvanları sabit tutmaya yarayan ve burun deliklerine uygulanan madeni sıkıştırıcı bir alet.

Bull session : Erkek arkadaş toplantısı. Söyleşi. Yarenlik.

Bull roarer : Özellikle avustralya yerlileri tarafından dinsel ve büyüsel amaçlarla kullanılan; delikli ucuna takılı ipten tutup hızla çevrildiğinde vınıltılı ses çıkaran uzun, düz tahta. Vınıltılı tahta.

Bull hooker : Filleri eğiterek gösteriye hazırlayan kişi. Fil eğiticisi.

 

İngilizce Bullpens Türkçe anlamı, Bullpens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bullpens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Park : Park. Bahçe. Bırakmak. Koymak. Otopark. Parketmek. Gezilik. Park yapmak. Koruma altına alınmış arazi. Dinlenme, eğlenme ya da doğadan daha çok yararlanma amacıyla, ya olduğu gibi doğal durumunda bırakılmış ya da görsel nitelikleri değiştirilerek değerlendirilmiş, oturma, seyretme ve yürüme gibi, edilgin eğlenme ve dinlenmeye olanak sağlayan açık ve yeşil alan.

Jail : Hapis. Cezaevi. Tutuklamak. Hapishane. Nezaret. Kodes. Hapse atmak. Hapishaneye kapatmak. Kafes.

Ballpark : Kaba hesap. Aşağı yukarı. Beyzbol sahası. Beysbol stadyumu. Tahmini. Yaklaşık olarak.

Detention cell : Nezaret hücresi. Hapis hücresi. Gözaltı hücresi. Mahkum veya tutukluların alıkonuldukları küçük oda.

Jails : Kafes. Hapis. Tutuklamak. Cezaevine kapatmak. Nezaret. Kodes. Hapse atmak. Hapishane. Cezaevi.

Area : Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Boşluk. Bodrum girişi. Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi. Alan, yer, saha. Saha. Alan. Yersel alan. Yüzölçümü.

Cell : Cep. Oda (manastır vb içinde). Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap. Kimyasal erkeyi elektrik erkesine dönüştüren düzenek. Bölme. Oda (manastır vb). Hücre. Göz. Oda. Akımsaklarda iki voltluk elektrik gücü taşıyan bölümlerden her biri.

Jail cell : Hükümlünün tutulduğu oda. Hücre. Hapishane hücresi.

Remand prison : Tutukevi.

Bullpens synonyms : prison cell, detention centre, bullpen.