Bunce türkçesi Bunce nedir

  • Beklenmedik zenginlik.
  • Zenginlik getiren şey.
  • Beklenmedik şans.
  • Para (argo terim).
  • Devletkuşu.
  • Bolluk.
  • Beklenmedik iyi şans.
  • Para.
  • Kazanç kaynağı.
  • İyi şans getiren ani olay.
  • Gökten gelen refah.
  • Devlet kuşu.
  • Talih kuşu.

Bunce ingilizcede ne demek, Bunce nerede nasıl kullanılır?

Bunch : Dermek. Bağlam. Demet. Toplamak. Türküm. Bir araya toplamak. Deste. Takım. Demet yapmak. Bir araya toplanmak.

Bunch of : Demeti.

Bunch of bananas : Muz demeti.

Bunch of fives : Beşlik. (argo) avuç. Yumruk. El.

Bunch of grapes : Salkım. Üzüm salkımı.

Bunchier : Demet halinde. Kabarık. Salkımlar halinde yetişen.

Bunched conductor : Demet iletken.

Bunch up : Birbirine kenetlenmek.

Bunches : İki örgü (saç). Hevenk. Deste. Demet. Salkım. Çete. Takım. Grup.

Bunch together : Biraraya getirmek.

İngilizce Bunce Türkçe anlamı, Bunce eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bunce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Natural event : Doğal olay. Meydana gelen olgu. Gerçekleşen olay. Doğa olayı.

Depth : Engin. Derin yer. En derin nokta. Koyuluk. Bilinçaltı. Dip. Yoğunluk. Derinlik. Ahlak azlığı. Bir gözlemcinin gözlemlerinde ulaştığı en alt düzey ya da bir gözlem aracının araştırdığı konuların kökeni.

Abundance : Biyoloji, fizik, kimya, uzay, iktisat alanlarında kullanılır. Bet bereket. Kesret. Gerekli bütün malların sıkıntıya düşülmeksizin elde edilebileceği iktisadi durum. Gökbilimin istatistik çalışmalarında sık sık kullanılan bir deyim. bir topluluk içinde, istenilen tek bir çeşidin ne denli bol olduğu. ele geçen 550 gr. lık bir göktaşının içinde 50 gr. demir varsa ondaki demir bolluğu "50 gr. dır" denir. bir yıldız tayfında görülen 180 çizgiden 25 tanesi metal çizgisi ise, tayfın metal bolluğu "25" dir. Coşkunluk. Miktar. Gözlem veya örnekleme alanında bulunan bir türe ait bireylerin sayısal durumu, abundans. Taşkınlık.

 

Copiousness : Çeşitleme. Bolluk (çok olma). Bereket. Değişiklendirme, çeşitlendirme. Bereketlilik. Kelime dağarcığı geniş olma.

Amplitude : Büyüklük. Vusat. Salınım devimlerinde denge konumuyla en büyük uzanım arasındaki fark. değişen yıldızlarda, en büyük parlaklık ile en sönük parlaklık arasındaki fark. Sıra. Bir salınım devinmesinde, denge durumundan en çok uzaklaşılan nokta. dolayısıyla, elektromıknatıs dalgalarda ya da ses dalgalarında, dalganın taşıdığı erkenin niceliğini belirleyen özellik. Bilgisayar, ekonomi, fizik, kimya, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üslup zenginliği. Amplilüd. Salınan bir noktanın ya da bir cismin denge konumundan en büyük ayrılımı.

Occurrence : Olay.

Brass : Yüksek rütbeli subaylar. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Cüret. Yüzsüzlük. Pirinçle kaplamak. Mangır. Küstahlık. Bakır-çinko alaşımlarının genel adı.(halk arasında sarı da denir.). Tıngır.

Ampleness : Genişlik. Büyüklük. Çokluk. Etraflılık.

 

Brassing : Tıngır. Yüzsüzlük. Pirinç. Cüret. Pirinçle kaplamak. Bando. Pirinçten yapılmış eşya veya kaide. Küstahlık.

Bunce synonyms : occurrent, stroke of luck, boom, cornucopia, breads, coffer, amplitudes, pennies or manna from heaven, bounteousness, coffering, chink, chinks, gift from heaven, happening, gold rush, effusion, godsend, cashes, brasses, gravy, bountifulness, windfall, cornucopias, beans, banknote, gravies, good luck, boodles, cash, windfalls, bonanza, chip, godsends.