Burden with türkçesi Burden with nedir

Burden with ingilizcede ne demek, Burden with nerede nasıl kullanılır?

Burden : Yüklemek. Yük taşıma. Zorunluluk. Ağır yük. Sorumluluk. Sıkıntı vermek. Yük. Sırtına yüklemek. Yüklenmek. Sıkıntı çektirmek.

With : İle. -la. İle beraber. Beraber. Li. Sayesinde. Nedeniyle. Yanına. Canlı. -lı.

Burden with debts : Borç yüklemek.

Burden costs : Dolaylı giderler.

Burden of proof : İspat yükü. Kanıtlama yükü. Kanıtlama zorunluluğu. İspat külfeti. Mahkemede görülen bir davada bir tarafın belirli bir konuyu kanıtlama sorumluluğu. Beyyine külfeti. İspat zorunluluğu. Kanıtlama zorunluğu. İspat mecburiyeti. İspat yükümlülüğü.

Burden of responsibility : Sorumluluğun ağırlığı. Bir görev veya yükümlülüğün yükü.

İngilizce Burden with Türkçe anlamı, Burden with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Burden with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pressurize : Baskı yapmak (birine). Sıkıştırmak. Basıncını ayarlamak (uçak). Basınç altında tutmak. Uçak basıncını ayarlamak. Baskı yapmak. Basınç yapmak. Akılamak.

Slow down : Hızını eksiltmek. Yavaşlamak. Ağırlaşmak. Yavaşlatmak. Hızını düşürmek. Hızı azaltmak. Hafiflemek. Hızını almak. Yavaşlayın.

 

Mope : Üzüntülü olmak. Üzgün olmak. Süngüsü düşük olmak. Sıkıntı. Serseri. Kederli olmak. Üzmek. Canı sıkkın olmak.

Ail : Sıkıntıya sebep vermek. Sıkıntıya neden olmak. Rahatsız olmak. Güçsüzleşmek. Sıkıntıya sebep olmak. Sıkıntıya sebebiyet vermek. Hastalanmak. Zayıflamak. Rahatsız etmek.

Weight : Siklet. Gülle. Dolgunluk vermek. Bilişim, uzay, tiyatro alanlarında kullanılır. Tartma. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Üzerine ağırlık koymak. Ölçmek. Tartı. Tartmak.

Bother : Zahmet etmek. Baş belası olmak. Sinir bozmak. Sıkıntı vermek. Sıkıntı. Can sıkmak. Rahat vermemek. Üzülmek. Daraltmak.

Pressure : Baskılamak. Çatmadan "doğru dürtüş"e geçmek için, karşı namlunun esnek bölümünü apansız bastırma ya da yana itme. Bk. havayuvarıbasıncı. Darlık. Ezme. Pres. Sıkıştırmak (bir kimseyi). Zorlamak. Sıkışma. Baskı yapmak (birine).

Plies : Sıkıştırmak. İcra etmek. Kullanmak. Eğmek. İşletmek. Durmadan vermek. Yapmak. Dayamak (yiyecek).

Chagrin : Gücenmek. Ümidini kırmak. Üzüntü. Hayal kırıklığı. Hayal kırıklığına uğratmak. Keder. Gücendirmek. Küstürmek. Üzmek.

Chagrining : Üzmek. Gücenmek. Utandırmak. Rezil etmek. Hayal kırıklığına uğratmak. Can sıkmak. Tasalanmak. Üzülmek. Ümidini kırmak.

Burden with synonyms : harshen, pressurized, pressurising, oppresses, bothers, pressurizing, grege, drive somebody to the wall, harshened, ply, plying, astringes, pressurise, moping, pressurizes, stupefy, exacerbates, exacerbate, astringe, pressurises, weighting, plied, bore, slowed down, pressured, astringed, pressuring, astringing, burthen, chagrins, aggravate, stupefied, aggravates.