Burjuva nedir, Burjuva ne demek

Burjuva; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Burjuva" ile ilgili cümleler

  • "Burjuva bir aileden doğmuş, bir fabrikatörle evlenmiş." - H. C. Yalçın

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: kentsoylu]

Burjuva hakkında bilgiler

Burjuva; köylü, işçi ya da soylu sınıfına dahil olmayıp, sosyal statüsünü ve gücünü, eğitiminden, işveren konumundan ve zenginliğinden alan kentli kişi. Bu kimselerin oluşturduğu sosyal sınıfa burjuvazi denir. Bu kavram Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından yazılan Komünist Manifesto'da "kapitalist orta sınıf" anlamında kullanılmıştır. Zaman zaman eleştirel olarak "materyalist veya basmakalıp uygulamalara sadık" anlamında kullanılır.

Burjuva sözcüğü Türkçeye 19. yüzyılda Fransızcadan geçmiştir. Türk Dil Kurumu burjuvaya karşılık olarak kentsoylu sözcüğünü önermiştir.

Burjuva kelimesinin kökeni Latince burgus (kale burcu) sözcüğüne dayanır. Orta Çağ Avrupa'sında kentler surlarla çevrilirdi. Köylüler çoğunlukla surların dışındaki çiftliklerde yaşarlardı. Burjuvalar ise surların içindeki kentte yaşarlardı. Eski Fransızca "burgeois" sözcüğü "şehirde yaşayan" anlamına gelir. Sözcük Fransızcada 1560'larda orta sınıf anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Komünizmde "kapitalist" anlamında kullanılması ise 1883'de ortaya çıkmıştır.

 

Marksist terminolojide burjuvazi, kapitalist sistemde üretim araçlarına sahip olup, emekçilerin artı-değerine el koyan sınıf olarak kullanılır.

Burjuva tanımı, anlamı:

Orta : Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne büyük ne küçük, midi. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İyi ile kötü arasındaki durum. Orantı. Yeniçeri Ocağında tabur. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Ne uzun ne kısa, midi. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer.

Sınıf : Derslik. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü.

 

Soylu : Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil, kerim. Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen (at vb.). İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil. Saygı uyandıran, yücelik taşıyan.

Burjuva edebiyatı : Orta sınıf halk kesimine hitap eden edebiyat.

Küçük burjuva : Gelir düzeyi düşük şehirli halk.

Burjuvaca : (burjuva'ca) Burjuvaya yakışan bir biçimde. Burjuva gibi, burjuvaya yakışan.

Burjuvalık : Burjuva olma durumu.

Burjuvazi : Burjuva sınıfı, kent soyluluk.

Şehir : Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site.

İmtiyaz : Fabrika kurmak, maden işletmek vb. için bir kişi veya kuruluşa devlet tarafından verilen özel izin. Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık. Gedik.

Yarar : Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Yarayan, elverişli, uygun.

Köylü : Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köydeş. Köy halkı. Kaba, anlayışsız.

İşçi : Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek. Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse.

Sosyal : Toplumsal.

Statü : Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu. Tüzük. Heykel. Kadro bakımından bağlı olduğu durum, pozisyon.

Özel : Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Ayırt edici bir niteliği olan. Dikkate değer. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî.

Kent : Şehir. Site.

Burjuva devrimi : [Bakınız: Fransız İhtilali]

Burjuva dramı : [Bakınız: Sahne eseri]

Burjuva oyunu : Sıradan seyirciye yönelen, seyircinin duygularıyla oynayan bir oyun türü.

Diğer dillerde Burjuva anlamı nedir?

İngilizce'de Burjuva ne demek? : adj. bourgeois, materialistic, conventional, middle class

n. bourgeois, middle class person

Fransızca'da Burjuva : bourgeois/e [le][la]

Almanca'da Burjuva : n. Bourgeois

adj. bürgerlich, nichtadelig