Burr türkçesi Burr nedir
- Pürüz ve çapakları gidermek.
- Dikenli tohum kabuğu.
- Çapak almak.
- Ayla.
- Pürüz.
- Kozalak.
- Hale.
- Küçük daire testeresi.
- Vırlama.
- Kenar pürüzü.
- Çapak.
- Kozak.
Burr ile ilgili cümleler
English: First, remove the burrs.
Turkish: Önce çapakları kaldırın.
English: All had voted for Aaron Burr.
Turkish: Herkes Aaron Burr için oy verdi.
English: A three year-old boy and an 88 year-old woman have been rescued after being burried under rubble.
Turkish: 3 yaşındaki erkek çocuk ve 88 yaşındaki kadın moloz altında gömüldükten sonra kurtarıldı.
English: Ali is heating up a burrito in the microwave.
Turkish: Ali mikrodalgada bir börek ısıtıyor.
English: Ali grabbed the half-eaten burrito from Mary and started eating it.
Turkish: Ali yarım yenmiş böreği Mary'den kaptı ve onu yemeye başladı.
Burr ingilizcede ne demek, Burr nerede nasıl kullanılır?
Burr distribution : Burr dağılımı.
Burr drill : Delgi. Matkap.
Stick like a burr : Kene gibi yapışmak.
Burred : Vırlama. Pürüz. Kozalak. Hale. Kozak. Pürüz ve çapakları gidermek. Küçük daire testeresi. Çapak almak. Anlaşılmayan bir telaffuzla konuşmak. Çapak.
Burridge guerre test : Burridge guerre sınaması.
Burrowed : Yuva yapmak. Saklanmak. (çukur) kazmak. Bir mağarada gizlenmek. Çukur kazmak. Bir oyukta gizlenmek. Oyuk açmak. Kazmak. Delik açmak. Tünel kazmak.
Burring : Pürüz ve çapakları gidermek. Anlaşılmayan bir telaffuzla konuşmak.
Burrower : Tünelci. Kazıcı. Küçük tünel kazan kemirgenlerin belirli türleri.
Burro : Küçük eşek. Eşek. Sıpa.
Burroughs data link control : Burroughs veri bağlaç ddietimi. Burroughs veri bağlaç denetimi. Burroughs veri hattı denetimi.
İngilizce Burr Türkçe anlamı, Burr eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Burr ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Deburr : Pürüz gidermek. Bir metal parçasının kaba kenarlarını veya çıkıntılarını ortadan kaldırmak.
Breams : Çipura. Pürmüz lambası ile yakarak temizlemek. Mercanbalığı. Sarıgöz. Taranga. Bir tür balık. Geminin dibini yakmak. Karina yakmak gemi. Sarpa. Çupra.
Seed vessel : Tohum kılıfı. Tohumlar içeren kabuk. Tohum kapçığı. Meyve örtüsü.
Corposant : Korposan. Elektrik deşarjı sonrasında oluşan ışık küresi. Aziz elmo'nun ateşi veya ona benzer elektriksel boşalma.
Gum : Yapışkan olmak. Sakız. Reçine (çam reçinesinden başka herhangi bir). Zamkla yapıştırmak. Lastik. Zamklamak. Kauçuk. Kimyasal olarak polisakkarit yapısında, bitkilerden elde edilen koyu kıvamında yapışkan maddelerdir. Dişeti.
Projection : Kristal cisimlerinin, kristal fiziksel özelliklerini (yüzeyler, kenarlar, kuşak bağıntıları, optik özelliklerle biçim ilişkileri), bir düzlem üzerine yansıtma. Bilinen verilere dayanarak bir ölçüm değerinin gelecekte ya da geçmişteki değerini kestirme yordamı. Yansıtma. Sesi fırlatma. Oranlama. Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yoluyla aygıta sürülen diyapotifizin görüntüleme eylemi. 2 -bu yolla oluşan görüntü. Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Öznel bir yaşantıyı dış dünyaya bağlama; örneğin bireyin bir nesne, kişi ya da toplumsal kümede tasarladığı nitelikleri, duyguları ya da tutumları gerçekten varmış gibi düşünmesi. Projeksiyon. Tahmin.
Burs : Kırık parça.
Difficulty : Sıkıntı. Güçlük. Engel. Külfet. İtiraz. Gedik. Sorun. Meşakkat. Zorluk.
Burred : Anlaşılmayan bir telaffuzla konuşmak.
Strobila : Sestotlarda boyundan sonra gelen, sestodun üremesinden sorumlu, türlere göre değişen sayıda halkadan oluşan genç veya olgun kısım. Sestodlarda boyundan sonra gelen, sestodun üremesinden sorumlu, türlere göre değişen sayıda halkadan (genç, olgun ve gebe) oluşan kısım. Strobila.
Burr synonyms : spanish needles, beggar ticks, cones, problem, glories, aureole, aura, burrs, areolas, masts, coronas, aureola, coronae, hitch, snafus, glorias, asperity, shagginess, areola, gloriole, corona, auras, shavings, areolae, burler, aureoles, bur, complication, crust round the eyes, aureolas, unevenness, pericarp, glory.
Burr zıt anlamlı kelimeler, Burr kelime anlamı
Headless : Komutansız. Akılsız. Başkansız. Kafasız. Başsız.
Cultivated plant : Yetiştirim bitkisi. İşlenmiş tarla. Kültür bitkisi.
Burr ingilizce tanımı, definition of Burr
Burr kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make a hoarse or guttural murmur. To speak with burr. A prickly seed vessel. [Bakınız: Bur].

Bu kısımda Burr kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Burr ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Burr anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Burr ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.