But the türkçesi But the nedir

But the ile ilgili cümleler

English: Ali called Mary, but the line was busy.
Turkish: Ali Mary'yi aradı, fakat hat meşguldü.

English: A person will have the face of an angel when borrowing something, but the face of the devil when returning it.
Turkish: Bir kişi bir şeyi ödünç alırken bir melek yüzüne sahip olur fakat onu geri getirirken şeytan yüzüne sahip olur.

English: A passenger fainted, but the stewardess brought him around.
Turkish: Bir yolcu bayıldı ama ev sahibi onu canlandırdı.

English: Ali and Mary went on a cruise near Italy for their honeymoon, but the ship sank and Ali was drowned in his cabin.
Turkish: Ali ve Mary balayıları için İtalya yakınında vapurla seyahate çıktılar fakat gemi battı ve Ali kamarasında boğuldu.

English: About a third of these diseases can be cured, but the others may be serious, or even fatal.
Turkish: Bu hastalıkların yaklaşık üçte biri tedavi edilebilir fakat diğerleri ciddi, hatta ölümcül olabilir.

But the ingilizcede ne demek, But the nerede nasıl kullanılır?

But : Oysa. Da. Yalnızca. Meğer. Sadece. İtiraz. Ki. Hiç olmazsa. Başka. Ama.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

 

But then : Ama diğer taraftan. Fakat sonra. Fakat öte taraftan. Bununla birlikte. Fakat öte yandan. Yine de. Ama sonra. Fakat zaten.

Everything but the kitchen sink : Büyük miktarda karışık ve çeşit çeşit nesneler veya konular (ör. herşeyim var ama mutfak lavabosu cüzdanımda). Fuzuli şeyler. Hemen hemen her şey. Gereksiz şeyler.

But also : Bundan başka.

But me no buts : Lamı cimi yok. Bana bahane gösterme. Aması maması yok. Bahane üretme. İtiraz etmeyin. Fakatı filanı yok. Geçmişle alakalı konuşma.

But for : Olmasaydı. Sayesinde. Olmasa.

İngilizce But the Türkçe anlamı, But the eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak But the ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Except : -den başka. Dışında. Hariç tutmak. İtiraz etmek. Haricinde. Dışında tutmak. Dışlamak. Ayrı tutmak. Saymamak.

Barring : Dışında. ...olmazsa. Olmazsa. Başka. Önemli bir filmin, birinci sınıf bir ya da birkaç sinemada ilk olarak oynatılması; böylelikle bir sinemaya ya da sinema topluluğuna, iyi filmlerin işletilmesi için geçici bir tekel sağlanması, aynı süre içinde komşu sinemaların ve izleyicilerin bu filmden yoksun kalması biçiminde uygulanan yöntem. Öncelik (oynatımı). Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Haricinde. Kapama.

Exogenous : Eksojen. Egzojen. Dışyapılı. Dış. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İncelenen bir organizma, hücre ya da sistemin dışında oluşan. Dış kaynaklı. Harici. Eksogenus.

Bar : Parça. Kapatmak. İzin vermemek. Parmaklıkla çevirmek. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Parmaklık takmak. Bale tutamağı. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar. Çubuk.

 

Exempt : Muaf. Bağışıklık. Çürüğe çıkarmak. Bağışık. İstisna etmek. Hariç tutulmuş. Muaf tutmak. Hariç tutmak. Ayrılık.

Excepted : Dışında tutmak. İstisnai. İstisnalı. İtiraz etmek. Ayırmak. Hariç tutmak. Karşı çıkmak.

Excepting : Başka. Ed.hariç. Dışında. Meğerki. Dışında bırakma. Hariç olmak üzere. Haricinde.

Exterior : Dışarıda olan. Dış kaynaklı. Dış ülkelerle olan. Harici. Dış ilişkiler. Dışsal. Dışarı. Dışardan gelen. Gösteriş.

Excluding : Rnüstesna. Dışta tutulan. Dışında. -den başka. Hariç olmak üzere. -in dışında. Dışlama.

Exclusive of : Dışında. Müstesna. -den ayrı.

But the synonyms : exempts, excepts, exclusive, but, bating.