Except türkçesi Except nedir

Except ile ilgili cümleler

English: Ali gets along well with everyone in Mary's family except her younger brother.
Turkish: Ali onun erkek kardeşi hariç Mary'nin ailesinde herkesle iyi geçinir.

English: Ali gave me everything except what I wanted.
Turkish: Ali istediğim hariç bana her şeyi verdi.

English: Ali has tried every sport except swimming.
Turkish: Ali yüzme hariç her sporu denedi.

English: Ali doesn't eat anything except the vegetables that he grows himself.
Turkish: Ali kendi büyüttüğü sebzeler hariç hiçbir şey yemez.

English: Ali gets home after 10:00 p.m. every day except Sunday.
Turkish: Ali Pazar hariç her gün akşam 10:00' dan sonra eve gelir.

Except ingilizcede ne demek, Except nerede nasıl kullanılır?

Except for the fact that : … bir yana. Bir yana.

Except that : Haricinde. … bir yana. Fakat. Bir yana. Dışında.

All except borders : Kenarlıklar dışında tümünü.

Automatic except tables : Tablolar hariç otomatik.

No admit except on business : İşi olmayan giremez.

Excepted : Karşı çıkmak. Ayırmak. Hariç tutmak. İtiraz etmek. Dışında tutmak. İstisnalı. Hariç. İstisnai.

 

Exception handler : Kural dışı durum giderici. Kural dışı işleyici.

Exception handling : Kural dışılık işleme. Kural dışı durum işleme. Olağandışı durum işleme.

Exceptionable : İtiraz olunabilir. Yakışıksız. İtiraz edilebilir.

Exception dispatcher : Kural dışı dağıtıcısı. Kural dışı işlemci zamanlayıcısı.

İngilizce Except Türkçe anlamı, Except eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Except ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allotting : Tahsis etmek. Pay etmek. Kura ile belirlemek. Paylaştırmak. Vermek (süre). Tanımak (süre). Bölüştürmek. İfraz etmek. Hisseye ayırmak.

Short of : -si eksik. Azıcık kala. -in dışında.

Arguing : Göstergesi olmak. Görüşmek. Tartışmak. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Savunmak. İspatı olmak. Karşı gelmek. Münakaşa etmek. Tartışma.

Discriminate : Ayrım yapmak. Farkı görmek. Ayrımcılık yapmak. Ayırım yapmak. Ayrıcalık yapmak. Ayırt etmek. Ayırmak (ırk ayrımı vb). Farklı muamele etmek. Ayırdetmek.

Disregard : İhmal etmek. Riayet etmemek. İtibar etmemek. Aldırmamak. Önemsememek. Aldırmazlık. Uymazlık. Önemsememe.

Exclusive of : -den ayrı. Müstesna.

Appropriated : Özelleştirmek. El koymak. Muhassas. İç etmek. Ayrılmış. Üstüne oturmak. Tahsis olunmuş. Kendine maletmek. Tahsis edilmiş.

Disesteem : Saygısızlık etmek. Hor görmek. İtibarsızlık. İtibar etmemek.

Appropriate : Tahsis etmek. Mülk edinmek. Çalmak. Kendine mal etmek. Kendine maletmek. Üstüne oturmak. Münasip. İç etmek. Özelleştirmek.

Antagonises : Husumete sebep olmak. Husumeti tahrik etmek. Önlemek (ayrıca antagonize). Düşmanlığa sebep olmak. Düşman etmek. Aleyhine çevirmek. Kızdırmak. Karşı koymak. Kışkırtmak.

 

Except synonyms : bar, allots, disallow, off, exteriorize, beyond, exteriorized, excepting, outside of, exempts, disregards, dissociating, isolate, discriminated, individualizing, deport, deporting, externalised, but the, sine, get rid of, disrespects, argue against something, individualize, dispenses, apart from, disrespecting, allows, beside, other than, be dead against, deports, individualizes.

Except zıt anlamlı kelimeler, Except kelime anlamı

Include : Kaplamak. İçine almak. Katmak. Kapsamak. Dahil etmek. Yer vermek. Kapsamına almak. İçermek.

Except ingilizce tanımı, definition of Except

Except kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : With exclusion of. As, to except to a witness or his testimony. To object. Usually followed by to, sometimes by against. To exclude. Leaving or left out. Unless. To omit. To take exception. To take or leave out (anything) from a number or a whole as not belonging to it. Excepting. If it be not so that.