Bıçkı nedir, Bıçkı ne demek
- Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere.
- Saraç bıçağı.
- Motorla çalışan bir tür güçlü testere

- Bağ budamaya yarayan dişli bıçak.
Yerel Türkçe anlamı:
Bağ budamaya yarayan dişli bıçak.
Deri ve kösele kesmek için ayak kabıcı ve saraçların kullandığı bir aygıt.
Testere.
Testere.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Kamış kesmekte kullanılan ağzı dişli bıçak. (*Güdül -Ankara) [biçecek] : (Salman *Akkuş -Ordu)
[bk. bağbıça]
Testere. (Yuva *Bucak -Burdur; *Kemalpaşa -İzmir; Yenikent *Aksaray -Niğde; Yukarıbozkuyu *Kandilli -Adana)
Saraçların deri ya da kösele kesmek için kullandıkları ağzı yarımay biçimlerinde bıçak. (-Us.; *Gerze-Sinop; *Aksaray-Niğde)
Fransızca'da Bıçkı ne demek?:
scie
Bıçkı anlamı, kısaca tanımı:
Bıçkıevi : Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri.
Bıçkıhane : Bıçkıevi.
Bıçkı tozu : Doğramacılıkta bıçkıdan çıkan ve çoklukla yakacak olarak kullanılan toz ve talaş.
Kapak bıçkısı : Kaba tahtaları boylamasına biçen ve düzelten, birkaç testereli bıçkı tezgâhı.
Bıçkıcı : Bıçkı ile ağaç ve tahta kesen kimse. Bıçkı yapıp satan kimse.
Bıçkın : Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur. Külhanbeyi, kabadayı.
Bıçkınlaşma : Bıçkınlaşmak işi.
Bıçkınlaşmak : Kabadayılık taslamak.
Bıçkınlık : Bıçkın olma durumu.
Kapak bıçkıcısı : Kapak bıçkısında çalışan işçi.
Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Kara tahta. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.
Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
Biçmek : Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Belli bir biçim vererek kesmek.
Karşılık : Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt.
Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca.
Taraf : Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu.
Büyük : Önemli. Üstün niteliği olan. Büyük abdest. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Niceliği çok olan.
Saraç : Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta yapan kimse. Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse. Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse.
Bağ : Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. Bağlam, deste, demet. İlgi, ilişki, rabıta. Meyve bahçesi. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Sargı. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası.
Dişli : Dişleri olan. Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse). Kaya balığı. Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç. Dişleri olan çark. Beklenmedik düzeyde olan.
Bıçak : Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç. Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç.
Bıçkı çuvalı : Kertikli çiçeklerle süslü bir çuval çeşidi.
Bıçkı sesi :
Bıçkı tezgahı : Modelcilerin tespit için kullandıkları alet.
Bıçkı tozu kurutması : Elektrikli kaplama işleminden geçmiş ve yıkanarak temizlenmiş yüzeyleri, bıçkı tozuna sararak uygulanan bir kurutma yöntemi.
Bıçkıbaşı : Düzce kenti, Çilimli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bıçkıcılık : Bıçkıcının yaptığı iş.
Bıçkıdere : İstanbul şehrinde, Yeşilvadi bucağına bağlı bir bölge. Sakarya kenti, Akyazı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bıçkıdişi : Yazmanın kenarlarına yapılan destere ağzını andıran oya. (Uluğbey *Senirkent -Isparta)
Bıçkınca : Bıçkına yaraşır bir biçimde.
Bıçkınmak : Burkulmak, acımak. Acımak.
Diğer dillerde Bıçkı anlamı nedir?
İngilizce'de Bıçkı ne demek? : n. gang saw, saw equipped with a few blades for making parallel cuts at the same time, saw; sawing
Fransızca'da Bıçkı : scie [la]
Almanca'da Bıçkı : n. Säge
Rusça'da Bıçkı : n. пила (F)

Bu kısımda Bıçkı nedir? Bıçkı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bıçkı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bıçkı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.