Cafer nedir, Cafer ne demek

Cafer; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Cafer isminin anlamı, Cafer ne demek:

Küçük akarsu. Caferi mezhebinin kurucusu. Hz. Ali'nin Mute Savaşı´nda ölen kardeşinin adı. Cafer ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Cafer ile ilgili Atasözü veya Deyim

sıçtı cafer, bez getir : birinin berbat bir iş gördüğünü anlatan bir söz.

Cafer anlamı, kısaca tanımı

Caferan : Diyarbakır ilinde, Ergani ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi

Caferbey : Manisa kenti, Salihli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Caferiye : Sakarya şehrinde, Kocaali belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Caferler : Bilecik şehri, Yenipazar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Caferli : Aydın kenti, Davutlar bucağına bağlı bir bölge. Erzincan kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon kenti, Vakfıkebir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat şehri, Sorgun ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Yozgat kenti, Şefaatli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Caferi : Şiiliğin bir kolu ve bu koldan olan kimse.

Caferilik : Caferi olma durumu.

Kurucu : Bir kurumun, bir işin kurulmasını sağlayan, müessis. Cümleyi oluşturan ögelerin her biri. Bir kuruluşu oluşturan kimse.

 

Kardeş : Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı. Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü. Yaşça küçük olan çocuk. Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.

Akarsu : Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

Karde : Pot, buruşukluk (dikişte).

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Mute : Ses kaynağının sesinin kesilmesi. Kısa süreli tok sesler elde etmek için pena tutan elle vurulacak tel ya da tellerin köprünün hemen yanından hafifçe sıkıştırılmasıyla sesin bir miktar susturulması, muting-palm.

Ölen : Ulan anlamında seslenme ünlemi : Ölen Mustafagelsene!. Öğle, gün ortası. Çiçekli çayır. Öylen. Öğle, bk. övle, öyle. müteveffâ. Çiçek açmış çayır. Şarkı. Sulak arazi. Nemli, yaş.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

 

Sava : Haber. Muştu.

Akar : Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

Diğer dillerde Cafcaflı konuşma anlamı nedir?

İngilizce'de Cafcaflı konuşma ne demek ? : affected diction