Came down on türkçesi Came down on nedir

Came down on ingilizcede ne demek, Came down on nerede nasıl kullanılır?

Came : Hamur. Kurşun pencere çerçevesi. Cam parçalarını vitray pencere şeklinde biçimlendirerek birarada tutmak için kullanılan ince kurşun bant (ayrıca ribbon (pervaz, kurdela) diye adlandırılan).

Down : Bozuk. Yere yıkmak. Aşağı. Aşağıya doğru. Alaşağı etmek. Yıkmak. Boyunca. Aşağısına doğru. Yere sermek.

On : De. Giyilmiş. E doğru. İle. Civarında. Olmakta olan. Üzerinde. Çakırkeyif. Yönünde.

Came down on him : Onu eleştirme. Onun hakkında olumsuz şeyler söyleme.

Down on his luck : Talihsiz.

Clamp down on : Yasakları uygulamaya koymak. Sınırlamalar getirmek. Aman vermemek. Fiziksel olarak baskı yapmak. İşe el koymak. Daha sıkı olmak. Bir tür faaliyete sınırlamalar koymak (genellikle yasaklanmış bir faaliyet). Ciddi tedbirler almak. Otoritesini kurmak. Sınır koymak.

Cut down on : -i azaltmak. Kısmak. İndirmek. Azaltmak.

Be down on somebody : Karşı olmak. Gıcığı olmak. Kancayı takmak.

Bring down on : Başına getirmek. Olmasına neden olmak.

Be down on : Garez bağlamak. Şansı olmamak. Yana şanssız olmak. -e karşı olmak.

 

İngilizce Came down on Türkçe anlamı, Came down on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Came down on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dust : Silkmek. Almak. Toz serpmek. Toz almak. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Toz halinde bir maddeyle kaplamak. Toz. Serpmek. Çöp. Tozlanmak.

Excoriations : Derisi sıyrılma. Şiddetle suçlama. Deri sıyırma. Derisini yüzme. Suçlama.

Discipline : Eğitmek. Disipline sokmak. Kontrol altında tutmak. Terbiye etmek. Bilgi dalı. Yola getirmek. Konusu, incelediği olaylar ya da yordam ve işlemleriyle ötekilerden ayrılan altbilim. Ceza. Kontrol etmek.

Call somebody over the coals : Gözünü korkutmak.

Castigating : Kınamak. Sansürleme. Dövmek. Cezalandırma.

Bawls : Feryat etme. Haykırmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Zırlamak. Bas bas bağırmak. Yüksek sesle ağlamak. Haykırış. Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim). Bağırmak.

Besieges : Çevirmek. Çevresini sarmak. Muhasara etmek. Yağmuruna tutmak (argo terim). Etrafını almak. Kuşatmak. Kuşatma altına almak. Başına üşüşmek. Yağmuruna tutmak.

Brush up : Hafızasını tazelemek. Yenilemek. Tekrar etmek. Bilgisini tazelemek. Tazelemek (bilgiyi). Bilgiyi tazelemek. Bilgi tazelemek. Tazelemek.

Aggresses : Taarruz etmek. Tecavüz etmek. Hücum etmek.

Come down on : Acımasızca azarlamak. Üstelemek.

Came down on synonyms : attacked, censuring, censures, give the stick, animadversions, call down, blow up, faultfinding, besiege, beat up, crime, bawled, assails, overlapped, censured, give somebody a roasting, corrects, scoured, belittling, castigate, basted, assault, berates, chide, animadversion, bawl out, astringing, astringe, bawl, aggress, bombards, give somebody a telling off, beating up.