Carouselle türkçesi Carouselle nedir

Carouselle ingilizcede ne demek, Carouselle nerede nasıl kullanılır?

Baggage carousel : Bagaj teslim alanındaki hareketli bant. Bagaj teslim alanında bulunan ve çanta ve bagaj taşıyan hareketli bant. Bagaj atlı karıncası.

Carousel : Atlıkaraca. Atlı karınca. Atlıkarınca. Havaalanlarında yolcuların bagajlarını dağıtan döner sistem. Karusel. Döner piramit.

Carousels : Atlı karınca. Karusel. Atlıkarınca. Atlıkaraca. Döner piramit. Havaalanlarında yolcuların bagajlarını dağıtan döner sistem.

Carouse : Nuş etmek. Kafayı çekmek. İçki alemi yap. İçki alemi. İçki alemi yapmak. Alem. Cümbüş yapma. İçki içip şamata yapmak. İçmek. Nuş.

Caroused : İçki alemi yap. Kafayı çekmek. İçki alemi yapmak. Nuş etmek. İçki alemi. İçki içmek. Nuş. Alem. İçmek. İçki içip şamata yapmak.

Carouser : Gürültülü içki içen. Çok fazla içen kimse. Çok fazla içen. Alemci. Ağır içici. Çılgın bir şarhoş gibi hareket eden kimse. Alem yapmayı seven.

Carouses : İçmek. İçki içip şamata yapmak. Alem. İçki alemi yap. İçki içmek. Nuş. Kafayı çekmek. İçki alemi yapmak. İçki alemi. Nuş etmek.

Carousals : İçki alemi. Curcuna. Alem. Eğlenti. Cümbüş.

Carousers : Alemci. Ağır içici. Çok fazla içen. Gürültülü içki içen. Çılgın bir şarhoş gibi hareket eden kimse. Alem yapmayı seven. Çok fazla içen kimse.

 

Carousing : Alem yapan. Kafayı çekmek. İçki alemi yapmak. İçki içmek.

İngilizce Carouselle Türkçe anlamı, Carouselle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carouselle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conveyor : Taşıyıcı. Götürücü. Sevketme aracı. Sevk etme aracı. Nakil. Taşıyan. Nakliyeci. Nakledici. Aktarımcı. Taşımacı.

Turnabout : Aksi görüşe sahip olma. Geri dönüş. Döneklik. Ters dönme. Aksi yöne dönüş. Dönme. Ters yön. Dönek. Sapma.

Conveyor belt : Taşıyıcı bant. Taşıma bandı. Bantlı konveyör. Konveyör kayışı. Kitaplıkta kitapları yatay olarak taşımakta kullanılan devingen, geniş kuşak. bk. kitap taşıyıcı. Kayışlı konveyör. Taşıma bantı. İletme kuşağı. Konveyör bandı. Taşıyıcı kayış.

Transporter : Araba nakil aracı. İletici. Köprü vinç. Nakliyeci. Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri. Taşıyıcı. Yük uçağı. Taşımacı. Yük kamyonu.

Carousels : Karusel. Havaalanlarında yolcuların bagajlarını dağıtan döner sistem. Atlı karınca. Atlıkaraca. Döner piramit.

Turnabouts : Sapma. Aksi yöne dönüş. Ters dönme. Aksi görüşe sahip olma. Geri dönüş. Dönek. Ters yön. Dönme.

 

Rocking horse : Salıncaklı at. Atlıkaraca. Salıncaklı oyuncak at.

Roundabout : Göbekli kavşak. Toparlak. Gereksiz kelimeler kullanma. Dolambaçlı yol. Taşıt gidiş ve gelişlerinin yalnız bir yönde ve aynı düzeyde, özekteki bir adacığın çevresinde yer aldığı yol kavşağı. Dolaşık. Tombul. Ceket. Dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

Gallopers : Ata binen. Dört nala koşan. Ata binen kimse. Dört nala koşan kimse. Galopa giren at. Yarış atı. Eştiren kimse. Dört nala koşan at. Atlı karınca.

Carouselle synonyms : luggage carousel, luggage carrousel, merrygorounds, merrygoround, merry go round, carrousel, ride, conveyer, carousel, roundabouts, whirligig, carrousels, conveyer belt, galloper.