Causing türkçesi Causing nedir
- Gerçekleşme.
- Ettirme.
- Meydana gelme.
- Sebebiyet.
- Neden olan.
- Sebep olan.
Causing ile ilgili cümleler
English: Dan blamed Tugba for causing him to be late.
Turkish: Onun geç kalmasına sebep olduğu için Dan Tuğba'yı suçladı.
English: Can you see anything that might be causing the problem?
Turkish: Probleme sebep olabilecek bir şey görebiliyor musunuz?
English: Ali has been causing a lot of problems.
Turkish: Ali bir sürü sorunlara neden oluyor.
English: "Your work has been causing a lot of complaints from customers; I'm ordering you to leave immediately." "Oh, up yours! I didn't want to work here in the first place."
Turkish: "Çalışman müşterilerin birçok şikayetine neden oluyordu.; Buradan hemen ayrılmanı emrediyorum." "Defol git ha! Ben zaten burada çalışmak istemedim"
English: Do you have any idea what's causing the problem?
Turkish: Soruna neyin sebep olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Causing ingilizcede ne demek, Causing nerede nasıl kullanılır?
Causing a disaster : Bir felaket eydana getirme.
Causing anxiety : Huzursuzluğa öncülük etme. Kaygı ile sonuçlanma. Dehşete sebep olma.
Causing damage : Bir üretim hatasına sebep olma. Yaralanmaya sebep olma. Zarar verme.
Causing death out of negligence : En sonunda ölümle sonuçlanan bir hekimin davranışsal standartından sapması.
Causing environmental damage : Doğal çevreye zarar vermeye sebep olma. Doğaya zarar verme.
Causing unemployment : İşsizlikle sonuçlanma. İşsizliğe öncülük etme.
Causing to fall : Düşürme.
Causing unhappiness : Hoşnutsuzlukla neticelenme. Mutsuzluğa sebep olma. Yoksulluğa öncülük etme.
Causal : Neden oluşturan. Sebep mahiyetinde. Nedeni olan. Sebebe ait. Sebep gösteren. Nedensel. Sebebi olan.
Cancer causing : Kansere neden olan. Kanser yapan.
İngilizce Causing Türkçe anlamı, Causing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Causing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Taking place : Vaki. Olmak. Meydana gelmek. Husul.
Provoking : Çıkaran. Can sıkıcı. Çekilmez. Kudurtan. Kışkırtma. Katlanılmaz. Kışkırtan. Cansıkıcı. Uyandıran.
Causality : İlliyet. Nedensellik. Ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Her olgunun bir nedeni bulunduğunu, hiç bir şeyin nedensiz olamayacağını, aynı koşullar altında aynı nedenin aynı sonucu doğuracağını dile getiren ilke. Nedensel ilişki. Olaylarla bu olayları oluşturan nedenler arasındaki bağıntı. Nedensellik ilkesi.
Coercion : Tazyik. İkrah. Baskı. Tehdit. Zorlama. Baskı rejimi. İcbar.
Contributory : Katkıda bulunan kimse. Katılan. Katılım fonu. Yardım yapan kimse. Katkıda bulunan. Rol oynayan. Yardımcı. Sermayedar. Sorumlu ortak.
Caused : Sebep oldu. Doğurmak. Neden olmak. Sebep olmak. Yol açmak. Meydan vermek. Sebep olmuş. Yol açtı. Mütevellit.
Genitures : Doğum. Jenerasyon. (eski kullanım) doğum. Bir kişinin doğumu. Üreme. Doğuş.
Fruitions : İstediğini elde etme. Muradına erme. Amacına ulaşma. Tahakkuk. Ürün verme.
Administrations : Yönetim. Uygulama. Hükümet (amerikan ingilizcesi). İdare. Yerine getirme. Bakanlar kurulu. İdarecilik.
Actuation : Aktivasyon veya etkinleştirme. Harekete geçirme. İşletme. Tahrik. Çalıştırma.
Causing synonyms : human activity, human action, materializations, trigger, sending, facient, influence, creative, deed, administration, instigative, provocative, causation, origination, eventuation, compulsion, causalities, accruing, realization, contributories, initiation, inducement, causative, actualization, effectuation, emergences, contributing, causers, accrual, act, causer, inducing, occasioned.

Bu kısımda Causing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Causing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Causing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Causing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.