Chances türkçesi Chances nedir

Chances ile ilgili cümleler

English: I want to minimize the chances of another accident.
Turkish: Başka kaza olasılıklarını en aza indirgemek istiyorum.

English: I want to minimize the chances of another incident.
Turkish: Başka kaza risklerini en aza indirgemek istiyorum.

English: Condoms greatly reduce the chances of pregnancy.
Turkish: Prezervatifler gebelik şansını büyük ölçüde azaltır.

English: I've heard that eating one or two servings of fish a week will reduce your chances of getting heart disease.
Turkish: Haftada bir ya da iki porsiyon balık yemenin kalp hastalığına yakalanma olasılığınızı azaltacağını duydum.

English: Take it easy. I can assure you that chances are in your favor.
Turkish: Sakin olun. Ben fırsatların sizin lehinize olduğunu size temin ederim.

Chances ingilizcede ne demek, Chances nerede nasıl kullanılır?

Chances are : Büyük ihtimalle. Muhtemelen. Her türlü ihtimalde. Her halükarda.

Has very slim chances of success : Çok ufak bir başarma ihtimaline sahip. Muhtemelen başaramayacak. Başarılı olacağından şüpheli.

The chances are : Muhtemelen.

The chances are that : Çok olasıdır ki. Büyük olasılıkla.

Take chances : Kendini riske atmak. Riske girmek. Risk almak. Tehlikeye atılmak. Riski göze almak.

 

Chance medley : (bir kavga sırasında) kazara adam öldürme. Meşru müdafaa sırasında adam öldürme. Kasıtsız cinayet.

Chance customers : Geçici müşteriler.

Chance of rain : Yağmur yağma olasılığı.

Chance event : Tesadüfi olay.

Theory of chances : Olasılıklar hesabı.

İngilizce Chances Türkçe anlamı, Chances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Americanise : Amerikan kültürel ve siyasi karakteristiğinin benimsenmesini sağlamak (americanize olarak da yazılır). Amerikan kültürel ve siyasi karakteristiğinin benimsenmesine sebep olmak. Amerikanlaştırmak. Amerikalılaşmak. Amerikan kültürünü empoze etmek. Amerikalılaştırmak. Americanise (amerikanlaştırmak) (britanya ingilizcesi).

Plump : Pat diye oturmak. Dolgun. Tombullaşmak. Patavatsız. Gafleten. Küt diye düşmek. Tombul. Özünü basmak. Semiz. Şişmanlatmak.

Add : Neticelenmek. Eklemek. Aşınma payına bağlı yeni bir varlık biriminin, işletme varlığına eklenmesi, ya da varlık içindeki bir birimin yeniden yapım özelliğiyle genişletilmesi. Toplamak. Ekleme. Bindir. Toplamını almak. İlave etmek. Çalmak. Katmak.

Immaterialize : Manevileştirmemek. Maddeleştirmemek. Manevileştirmek.

Fate : Çarkıfelek. Alın yazısı. Felaket. Felek. Kader tanrıçası. Kader. Ecel. Akıbet. Yazgı.

Shift : Ekip. Kaçamak. Değiştirme. Kaydırma. Değişiklik. Değiştirmek. Mesai. Yönü değişmek (rüzgarın). Değişmek. Bir bilgi birimindeki öğeleri (ikilleri, sayamakları, damgaları) sola ya da sağa doğru taşıma, bk. aritmetiksel kaydırma, mantıksal kaydırma.

 

Scramble : Dalaşma. Bir yayında isteyerek yapılan karışma. (yayını bozmak amacıyla yapılır). İtişip kakışmak. Kapışma. Sürünerek ilerlemek. Karıştırmak. Sırasını bozmak. İlerleme. Kapışmak. Çabalamak.

Digitalize : (amerikan ingilizcesi) dijitalize etmek. Kalp hastalığını dijitaliz (yüksükotu) kullanarak tedavi etmek. Dijitale çevirmek. Analog veriyi dijital veriye dönüştürmek. Dijital biçime dönüştürmek (digitalise olarak da yazılır). Dijitalleştirmek.

Shorten : Yağ katarak kıvamına getirmek (un). Azalmak. Kısaltmak. Kısmak. Yelkeni sarıp küçültmek. Kasılmak. Azaltmak. Yağ katarak kıvamına getirmek (un vb.). Kısalmak.

Invalidate : Geçersiz kılmak. Boşa çıkarmak. Hükümsüz bırakmak. Hükümsüz kılmak. Çürütmek. İptal etmek. Geçersiz kılma. Geçerlik süresini uzatmak. Geçersizleştirmek.

Chances synonyms : alkalinise, detransitivize, unsanctify, color in, hunting ground, deodorise, diabolize, renormalise, deconcentrate, sensibilize, animize, detransitivise, diabolise, devilise, slenderise, plasticise, demulsify, untune, denationalise, deodourise, intransitivise, round out, make grow, colourize, automatise, isomerise, mythicise, acetylise, colorise, fresh start, destress, paganise, mythicize.

Chances zıt anlamlı kelimeler, Chances kelime anlamı

Impossibility : İmposibilite. Olanaksızlık. İmkansız şey. Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. Çıkmaz yol. İmkansızlık.

Decelerate : Hız azaltmak. Yavaşlamak. Hızı azalmak. Hız kesmek. Yavaşlatmak.

Dissimilate : Farklı yapmak. Farklılaşmak. Farklı sesler çıkarmak. Farklılaştırmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim). Farklı olmak.

Chances antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, focus, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order.