Cited türkçesi Cited nedir

  • Referans gösterilen.
  • Alıntı olarak alınmış.
  • Alıntı yapılmış.
  • Alıntı.

Cited ile ilgili cümleler

English: Ali clapped his hands together excitedly.
Turkish: Ali elleriyle heyecanla alkışladı.

English: After Jale saw a squirrel for the first time, she was very excited and drew many pictures of squirrels.
Turkish: Jale ilk defa bir sincap gördükten sonra çok heyecanlıydı ve bir sürü sincap resmi çizdi.

English: In the 1950's, the Finns were cited as having one of the least healthy diets in the world.
Turkish: 1950'lerde, Finliler dünyadaki en az sağlıklı diyetlerden birine sahip olarak belirtildiler.

English: Ali and Mary are both very excited.
Turkish: Ali ve Mary her ikisi de çok heyecanlı.

English: The key determinants in impact are not the number of authors or articles in the field but, rather the citation density and the age of the literature cited.
Turkish: Etkisi önemli belirleyiciler alandaki yazarlar ya da makalelerin sayısı değil daha ziyade atıf yoğunluğu ve edebiyat yaş göstergesiydi.

Cited ingilizcede ne demek, Cited nerede nasıl kullanılır?

Before cited : Yukarıda anılan.

Aforecited : Daha önce veya yukarıda bahsedilen veya verilen veya sözü edilen. Daha önce sözü edilen. Yukarıda adı geçen. Daha önce söylenen.

 

Be excited : Heyecanlanmak.

Be excited about : İçin heyecanlanmak. Hakkında heyecanlanmak. -den heyecan duymak.

Elicited : Aydınlatmak. Meydana çıkarmak. Sağlanmış (bilgi, cevap). Öğrenmek. Çıkarmak. Tepki göstermek. Aydınlığa çıkartılmış. Temin edilmiş. Tepkiye neden olmak.

Overexcited : Haddinden fazla heyecanlı. Aşırı heyecanlı.

Excited ion : Uyarılmış iyon.

Get excited : Heyecanlanmak. Heyecan duymak. Heyecana gelmek. Kızışmak. Heyecana kapılmak. Heyecan yaşamak.

Excited : Uyarık. Uyarılmış. Heyecanlı. Telaşlı. Hararetli. Coşkulu. Eksite. Heyecanlanmış. Heyecanlandırılan.

Excited atom : Elektronları yörünge değiştirmiş atom. Uyarık atom. Uyarılmış atom.

İngilizce Cited Türkçe anlamı, Cited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Quotations : Maliyet belirleme. Tekrarlama. Aktarma. Cari fiyat. İktibas. Fiyatlandırma. Piyasa fiyatı. Söz alıntıları. Geçerli fiyat.

Adaptation : Satnislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun, erişmek istediği ereği düşünerek, canlandıracağı hareketleri tam anlamıyla değerlendirebilmek için duruma kendini uydurması. duruma uyma, oyuncunun karşısındaki oyuncuya ve başka engellere göre saptanır. bunun için de «nasıl?» sorusunu sorar. Uygunluk. Sinema için hazırlanmamış bir metni sinemaya uygun biçime sokma. sinema için hazırlanmış olan bir özeti, oyunluğun daha sonraki aşamalarına doğru geliştirme. Canlıların korunmak için örgenlerinde, işlevlerinde ve davranış biçimlerinde değişiklikler yaparak içinde bulundukları doğal koşullara uymaları. Uyum gösterme. Gözün, görme alanının ışıklılık ya da renk koşullarına alışması. bu alışmanın sonunda varılan durum. ışıklılığın birkaç cd/m² ‘den çok ya da büyüklüğün yüzde birinden az olmasına göre aydınlığa uyma (alışma) ya da karanlığa uyma (alışma)-dan söz edilir. Aktarma. İntibak. Belli bir kültür çevresine ilişkin bir halkbilim öğesinin, başka bir kültür çevresinin öğeleri ya da düzeni içinde az çok değişikliğe uğrayarak varlığını sürdürmesi, krş. benimseyim, abama, ödünçleme. Uyarlanma.

 

Quote : İktibas. Aktarmak. İktibas etmek. Adlandırmak. Tekrar etmek. Tırnak içine almak. Zikretmek. Piyasa fiyatını bildirmek. Sunulan fiyat. Alıntı yapmak.

Citation : Celp. Takdirname (askeri terim). İktibas. Celpname. Geldiri. Örnek olarak gösterme. Eserden aktarma. Celp kağıdı. Kaynak olarak gösterme.

Adaptations : İntibak. Uyarlama. Uyma. Uyarlamalar. Adaptasyon. Uygunluk. Aktarma.

Notice : Genelge. İhbarname. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. İhbar. Çakmak. Farketme. Duyuru. Farketmek. İkaz. Dikkat.

Invoke : Dilemek. (tanrıya) yakarmak. Başlatmak. Yakarmak. Çağırmak. Talep etmek. Başlatmak (yürütmeye). Dua etmek. Hatırlatmak.

Citations : Takdirname (askeri terim). Çağrı. Celp. Eserden aktarma. Celp kağıdı.

Mean : Anlamına gelmek. Bayağı. Keyifsiz. Aşağılık. Alçak. Eli sıkı. Kastetmek. Pinti. Adi. Düşünmek.

Acknowledge : Kabullenmek. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Doğruluğunu kabul etmek. İkrar etmek. Kabul etmek. Teslim etmek. Aldığını bildirmek. Onaylamak. Teşekkür etmek.

Cited synonyms : speak of the devil, name, refer, advert, excerpts, quoted passage, namedrop, excerption, cross refer, bring up, mention, take, excerpt, borrowing, quotation, extracted, raise, have in mind, takes, dredge up, remember, think of, drag up, appeal, commend, touch on.