Close up türkçesi Close up nedir

  • Tıkamak.
  • Kapanmak (işyeri).
  • Kapamak.
  • Birbirine yaklaşmak.
  • Yakın görüş.
  • Kapamak (işyerini).
  • Kapatmak (işyerini).
  • Omuz çekimi.
  • Sıklaşmak.
  • Kapanmak.
  • Kapatmak.
  • Şıkışmak.
  • Bitirmek.
  • Engellemek.
  • Geçici olarak kapatmak.
  • Samimi anlatım.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Bir insanı omuzlarından yukarısına kadar çerçeveleyen çekim.

Close up ingilizcede ne demek, Close up nerede nasıl kullanılır?

Close : Çevirmek. Kadans. Kapamak. Avlu (okul, kilise). Yakın. Yummak (göz). Son vermek. Bitirmek. Kapanmak.

Close up circulation : Kapalı dolaşım. Dalakta kabuklu arteryollerin uç kısımlarının kırmızı pulpadaki venöz sinüslere açıldığı direkt dolaşım.

Close up lens : Yakın çekim merceği. Asıl merceğin önüne takılarak bu merceğin odak uzunluğunu kısaltan, açısını genişleten, böylelikle konuların çok büyük görüntülerini saptayabilen mercek çeşidi. Pozitif ek mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Teleobjektif.

Close up shop : İşyerini kapatmak (iş gününün bitiminde). İşyeri vb'ni kapatmak. Kepenk indirmek.

Close up view : Omuz çekimi. Bir insanı omuzlarından yukarısına kadar çerçeveleyen çekim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Close upon : Karanlık basmak. Kısalmak (günler).

İngilizce Close up Türkçe anlamı, Close up eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Close up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boff : Yellenmek. Ses getiren liste başı şarkı. Tutulamayan kahkaha. Seks yapmak. Dizginlenemeyen kahkaha. İçten gelen gülme. Osurmak. Kusmak. Hit parça.

Accomplishing : Başarmak. Sonuçlandırmak. Başarılı olarak tamamlamak. Almak (yol, zaman). Yapmak. Yerine getirmek. Sonunu getirmek. Başarıyla tamamlamak. Becermek.

Carry through : Yüreklendirerek desteklemek. Tamamlamak. Sonuca ulaştırmak. Yerine getirmek. Gerçekleştirmek. Başarmak. Üstesinden gelmek.

Blind : Bahane. Saklamak. Göz almak. Körletmek. Köreltmek. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Pusu. Gözünü almak.

Buy up : Çok miktarda almak. Stoklamak. Malın tamamını satın almak. Tümünü satın almak.

Carry out : Yürütmek. Gerçeğe dönüştürmek. Tatbik etmek. Gerçekleştirmek. Hayata geçirmek. Dışarıya taşımak. Başarmak. Uygulamak. Tamamlamak.

Close down : Son verilmek. Kesilmek. Tasfiye etmek. Kesmek.

Mug shot : Vesikalık fotoğraf. Sabıka fotoğrafı.

Clods : Tıkanmak. Toprak parçası. Çamur parçası. Toprak. Ahmak. Budala (argo terim). Kesek. Toprak veya çamur parçası. Budala.

Close up synonyms : be more often, confine, be covered, x ray, break off, bring to completion, arrange, blot out, baulked, bunged, balking, close, capping, cap, bung up, break up, bring to a close, buying up, circumvented, thicken, block up, be closed, be shut, baulks, cicatrize, choke, avoid, balk, calk, call it off, shoulder shot, circumvent, cloistering.