Comparison türkçesi Comparison nedir

  • Üstünlük derecesini gösterme.
  • Kıyaslama.
  • İlişki.
  • Teşbih.
  • Benzetme.
  • Benzerlik.
  • İki veya daha çok sayıdaki dilin birbirine benzeyen ve benzemeyen yanlarını ortaya koymak üzere yapılan karşılaştırma. dil akrabalıklarının ortaya konmasında bu türlü çalışmaların önemli etkisi olmuştur.
  • Benzetiş.
  • Kıyas.
  • Mukayese.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Benzeti.
  • Karşılaştırma.

Comparison ile ilgili cümleler

English: In comparison with this, that is far better.
Turkish: Bununla karşılaştırınca şu daha iyi.

English: All my efforts are nothing in comparison with yours.
Turkish: Tüm çabalarım seninkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.

English: Country life is very peaceful in comparison with city life.
Turkish: Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.

English: In comparison with yours, my car is small.
Turkish: Seninkine kıyasla benim arabam küçük.

English: In comparison to him, I am still older.
Turkish: Onunla kıyaslarsak, ben hâlâ daha büyüğüm.

Comparison ingilizcede ne demek, Comparison nerede nasıl kullanılır?

Comparison axiom : Karşılaştırma belgiti. Karşılaştırma aksiyomu.

Comparison bridge : Karşılaştırma köprüsü.

Comparison measurement : Karşılaştırmalı ölçme.

 

Comparison of adverbs : Zarflarda derece. Zarfların karşılaştırılması.

Comparison property : Karşılaştırma özelliği.

Surround of a comparison field : Çevre alanı. Bir ölçüştürme-karşılaştırma-alanının parıltısı, görme organı üzerinde dolaylı bir etki dışında, görsel ışıkölçümsel ölçüştürmeye girmeyen, ve ölçüştürülecek parıltılar alanını sınırlayan ve çevreleyen alan.

Bear comparison with : Mukayese götürmek. Benzerliği olmak. Karşılartırmaya değmek.

Chart comparison unit : Çizelge kıyaslama ünitesi. Harita karşılaştırma ünitesi.

Direct comparison method of measurement : Doğrudan karşılaştırmalı ölçüm yöntemi.

Absolute comparison : Saltık karşılaştırma. Bir sıklık dağılımını saltık sayılar arasındaki ayrımlara göre çözümleme.

İngilizce Comparison Türkçe anlamı, Comparison eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Comparison ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

 

Images : Yansımalar. İmaj. Görüntüler. Resimler. Put. Benzer. Şekil. Görüntü. Resim.

Assimilation : Yemdeki besin maddelerinin vücudun kendi maddelerinin yapısı ve deposu için vücut tarafından yararlanılabilir duruma getiren ve vücut tarafından kullanımını sağlayan, sindirim, emilim, dağılım ve metabolizma dahil işlemlerinin bir grubuna atfedilen fizyolojik bir olgu, özümleme. Temessül. Özümseme. Emilim. Biyoloji, coğrafya, eğitim, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Asimilasyon. Ototrof organizmalarda karbondioksit, azot, su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması. heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi. asimilasyon. Egemen bir kültürün yabancı bir budunsal topluluğu ya da bir kültür öğesini içine alarak kendine benzetmesi, kendi içinde eritmesi süreci. Özümleme.

Communities : Ortaklık. Toplumlar. Cemiyet. Müşterek tasarruf. Topluluk. Topluluklar. Cemaat. Ortak yön.

Alikeness : Benzeyiş.

Imitations : Taklit. İmitasyon. Suni. Sahte şey. Uyma. Yansılama. Yapma. Emitasyon. Sahte.

Checking : Denetleniyor. Yoklama. Sağlama. İnce çatlama. Soru çizinliği dolduran bir yanıtlayıcının, soruları izleyen seçenekleri gözden geçirerek uygun yanıtı bir belirteçle dile getirmesi. Kontrol. İnceliyor. Denetim.

Ablative : Ayrılma hali. Buharlaşan. Çıkma durumu. Den halindeki. İsmin -den halindeki. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. İsmin den hali. Ablatif. İsmin -den hali.

Confrontation : Yüzleştirme. Muvacehe. Karşılama. Karşı karşıya gelme. Meydan okuma. Yüzleşme. Karşılıklı meydan okuma. Yüz yüze gelme. Çatışma. Karşılaşma.

Commerce : İş. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Tecim. Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların kar elde etme amacıyla giriştikleri her türlü mal değişimi. Alışveriş. Tüccarlık. Aksata. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Cinsel ilişki.

Comparison synonyms : imaginative comparison, simile, commerces, collation, relation, similitude, affinity, crosscheck, connection, syllogism, active verb, suppositions, accentuation, active voice, copulation, analogies, similes, affaire, metaphor, mimesis, prognoses, affinities, conformity, image, imitation, benchmarking, action verb, supposition, connexions, collations, scrutiny, affair, connexion.

Comparison zıt anlamlı kelimeler, Comparison kelime anlamı

Dissimilitude : Benzeşmeme. Fark. Başkalık.

Unlikeness : Benzeşmezlik. Benzemeyiş. Farklılık. Olay, nesne ya da özellikler arasında ayrımlar gözetmeye yarayan ayrıtsal uzaklık. Benzemezlik. Özdeşmezlik. Farklı olma durumu.

Comparison ingilizce tanımı, definition of Comparison

Comparison kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To compare. Relative estimate. An examination of two or more objects with the view of discovering the resemblances or differences. The act of comparing.