Compensation principle türkçesi Compensation principle nedir

  • Gönenç karşılaştırmalarında temel alınan ve bir politika değişikliğinde bu değişiklikten kazançlı çıkanların, zarar görenlerin kayıplarının bir kısmını tazmin etmeleri durumunda pareto iyileştirmenin sağlanacağını ifade eden ilke. krş. kaldor-hicks ölçütü, scitovsky ölçütü.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Nüfusun bir kısmı için yararlı ise ve sonucu olan zararları sağlarsa çekici olan ekonomi politikası teorisi.
  • Tazminat ilkesi.
  • Tazminat prensibi.

Compensation principle ingilizcede ne demek, Compensation principle nerede nasıl kullanılır?

Compensation : Ücret. Herhangi bir zarara yol açan kişinin bu zararı karşılaması için ödemesi gereken para. Yerini doldurma. Karşılama. Ödün. Ödünleme. Bedel. Kamu yararı amacıyla, taşınmazı kamulaştırılan kişiye, bu işlemi gerçekleştiren kamu kuruluşunun yasalar uyarınca ödediği para. Olumlu taraf. Telafi.

Principle : İlke. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Temel düşünce, temel kanı. bireysel karar ve eylemlerin, tutarlı ve eleştirel biçimde değerlendirilmesine olanak sağlayan ana kural. her türlü tartışmanın dışında sayılan kural. başlangıç, hareket noktası, her şeyin kendisinden türediği ilk ve temel kaynak. Ana kaynak. Köken. Kaide. Dürüstlük. Ana. Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri. Tümdengelimci ya da tümevarımcı bir bilimsel dizgenin bilgi üretme sürecini yöneten üst yönseme ve genel tutamaklar, bk. yönseme.

 

Compensation coil : Denge bobini. Dengeleme bobini.

Compensation depth : Fotosentez ile üretilen oksijenin, solunum olayı ile tüketilene eşitlendiği su kesimi seviyesi. Kompenzasyon derinliği.

Compensation for injuries : Kaza ödencesi. Dokuncalı olaylarda işçiye verilen dokunca ödencesi.

Compensation pendulum : Dengeleme sarkacı.

İngilizce Compensation principle Türkçe anlamı, Compensation principle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compensation principle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Compensation principle synonyms : abnormal budget, a shift in supply, a type mutual funds, abnormal budget receipts, abnormal budget expenditures, a change in individual demand.