Constituents türkçesi Constituents nedir

  • Seçmen.
  • Kurucu.
  • Oluşturan parçalardan her biri.
  • Elemen.
  • Temsilci atayan kimse.
  • Bileşen.
  • Öğe.

Constituents ingilizcede ne demek, Constituents nerede nasıl kullanılır?

Immediate constituents : Birincil kurucu. Dolaysız kurucu.

Constituent assembly : Bir devletin anayasasını yapmak üzere toplanan ulusal meclis. Kurucu meclis.

Constituent body : Seçmenler.

Constituent element : Kurucu unsur.

Constituent sentence : Kurucu tümce.

Constituent : Kurucu öğe. Kurucu. Bir örüntü içinde örgütlenmiş alt öğe. Seçmen. Temsilci atayan kimse. Oluşturan. Öğe. Bileşen. Kurucu unsur. Unsur.

Reconstituent : Yeniden yapılandırılan. Yeniden sulandırılmış madde. Yeniden oluşturulmuş.

Main constituent : Ana bileşen. Temel bileşen. Ana bileşen temel bileşen.

Immediate constituent : Birincil kurucu. Dolaysız kurucu.

Atmosphere constituent : Atmosfer bileşeni.

İngilizce Constituents Türkçe anlamı, Constituents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Constituents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Items : Kalem. Haber. Madde. Öğeler. Çeşit. Öğeleri. Parça.

Builder : İnşaatçı. Geliştirmen. Yapı ustası. Mimar. Usta. Bayındırlık etkinliklerinde özel kesimin ve özel girişimciliğin önemli payı olan ülkelerde, kentlerin yenilenmesi tasarlanan özeklerinde ya da gelişme alanlarında, yapı iyeleriyle kent yönetimi arasındaki ilişkilere aracılık eden, yerbölümleri, her türlü altyapısını hazırlayarak yapı yapmaya elverişli duruma getiren kimse. Yapıcı. Dülger. Bir yapının ya da kent ve kasabaların düzentasarlarının tümünün ya da bir bölümünün hazırlanmasını üstlenen kimse, yüklenici.

 

Units : Birler. Birlik. Ölçü birimi. Birim. Ünite. Birler basamağı. Donanım. Bütünlük. Birimler.

Pixel : Benek. Picture element. İmgecik. Görüntü elemanı (ekran). Piksel. Resim ögesi. Görüntü elemanı. Görüntü noktası. Görüntü öğesi.

Creator : Halik. Kreatör. Çeşitli bitkiler üzerinde çalışarak, ortaya yeni bir tür çıkaran kişi. Yaratıcı. Yaratımcı. Allah. Tanrı. Elde eden. Oluşturucu.

Ingredient : Katkı maddesi. Unsur. İngrediyent. Bir karışımı veya bileşiği oluşturan maddelerden her biri. Malzeme. Madde (karışımdaki). Bileşim maddesi. Etken. İçerik. Cüz.

Vein : Toplardamar. Mizaç. Toplar damar. Ebru. Maden damarı. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elastik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. en geniş olanı vena cava'dır. Damarlarla kaplamak. Ruhsal durum. Oyuk.

Father : Ata. Baba. Baba olmak. Peder. Çocuk yapmak. Babalık yapmak. Papaz. Atfetmek. Babalık etmek.

Erectors : Kaldıran. Diken. Dik tutan şey. Montör. Organı kaldıran kas. Erektör. Roket taşıma yükleme aracı. Montajcı.

Constituents synonyms : auto part, pel, car part, constitutor, hardware, audio, computer hardware, establisher, part, element, input, fathers, constructors, picture element, builders, heating element, constitutive, member, factors, trait, constituent, component, spare, constituency, erector, crystal, add on, improver, constructor, components, elements, iteming, retrofit.

 

Constituents zıt anlamlı kelimeler, Constituents kelime anlamı

Software : Bilgisayar programı. Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin, yordamların, kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü. Bilgisayarlı yazılım sistemi. Yazılım programı. Yazılım. Bilgisayar, bilişim, ekonomi, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yazılım programları. İletişim araçlarıyla oluşturulan bilgilerin, izlencelerin tümü. bir sinemanın bir gösterimindeki filmlerden oluşan, belirli bir süre sonunda yerini başka filmlere bırakan gösterisi. belirli tarihlerde ve gösterimlerde hangi filmlerin yer alacağını, bu filmlerle ilgili kısa bilgileri veren yazı. tv. belirli bir televizyon yayacının bir gün içinde değişik bölümlerden oluşan yayınlarının tümü. bu yayın içinde kendi başına bir bütün oluşturan bölümlerden her biri. bu bölümlerin sıralanış ve saatlerini gösteren, bunlarla ilgili kısa bilgiler veren yazı. Bilgisayar yazılımı. Program.

Inessential : Gereksiz. Önemsiz. Önemsiz şey. Lüzumsuz. Gereksiz şey.